Tokat Valileri

TOKAT VALİLERİ TAMAM

1-Sait BEY 1923-1924

2-H.Rahmi GÖKÇE 1924-1925

3-Hüseyin Hüsnü ÇAKIR (Kısa Bir Süre)

4-Mehmet Kadri ÜÇOK 1925-1930

5-Ali Rıza CEYLAN  24.08.1930-23.01.1933

6-Mustafa Recai GÜRELİ 18.02.1933-19.03.1936

7-Hasan Faiz ERGÜN 1936-1939

8-Mehmet Selahattin ÜNER 1939-1940

9-İzzettin ÇAĞPAR 1940-1945

10-Cavit KINAY 1945-1948

11-Sadri AKA 1948-1949

12-Abdülkadir SAISÖZEN 1949-1950

13-Bekir Suphi AKTAN 1950-1952

14-Fazıl KAFTANOĞLU 1952-1960

15-Hakkı ALBAYRAK 1960-1964

16-Turgut EĞİLMEZ 1964-1967

17-Yusuf YAKUPOĞLU 1967-1970

18-A.Suat ETHEMOĞLU 1970-1972

19-M.Zekai GÜMÜŞDİŞ 09.07.1972-19.07.1975

20-Mehmet ERDEM 25.07.1975-15.02.1978

21-Lütfü F. TUNCEL 20.02.1978-07.12.1979

22-Adil KERİMOĞLU 08.12.1979-15-06-1981

23-Çetin BİRMEK 29.06.1981-09.05.1984

24-Recep YAZICIOĞLU 14.05.1984-31.07.1989

25-Metin TURCAN 04.08.1989-20.02.1992

26-Mehmet ÖZGÜN 24.02.1992-15.04.1996

27-Ayhan ÇEVİK 16.04.1996-23.03.1998

28-Mehmet GÜNDOĞDU 23.03.1998-09.02.2003

29-Ayhan NASUHBEYOĞLU 10.02.2003-28.11.2005

30-Erdoğan GÜRBÜZ 29.11.2005-06.04.2007

31-Dr. Recai AKYEL 12.04.2007 – 01.07.2009

32-Şerif YILMAZ 11.09.2009-16.08.2012

33-Mustafa TAŞKESEN 03.08.2012 – 23.05.2014

 

(Tokat’da göreve yapmış bulunan Valiler ile ilgili biyografik çalışma Tokat Şair ve Yazarlar Derneği’nin yapmış olduğu bir çalışmadan alınmıştır. )

1- SAİD BEY

(1874-16.07.1965)

Mehmet Said Bey 1874 yılında Malatya’da doğmuştur. Mahalli Mekatib-i İptidaiyesi’nde mukaddemat-ı ulum (ilimlere giriş) okuduktan sonra Mardin Kasımıyye Medresesi’ne devam etmiştir. Ayrıca bu şehirde yaşayan Süryani bir rahipten özel olarak Fransızca dersi almştır.13.12.1890 tarihinde Mardin Sancağı Muhasebe Evrak Memuru olarak ilk görevine başlamıştır. Bu arada Mardin eşrafından Abdi Ağa ve Latife Hanımın kızı Nesime Hanımla (1879-1917)evlenmiş, bu mutlu evlilikten 1900 yılında oğlu Mahmut Hilmi 1908’de kızı Refet olmuştur.

1-mehmet-said-korkmaz-tokat-valisi27.08.1892 ‘de bu görevinden ayrılarak 16.09.1898 ‘e kadar Diyarbakır Jandarma’da, 17.09.1898 – 9.07.1902’ye kadar Mardin Sancağı Tabur Süvarisi, 13.013.1909 tarihine kadar da Mardin Jandarma Yazıcılığı görevlerinde bulunur. 2.Meşrutiyet döneminde yapılan seçimlerde başarılı olarak 14.03.1909 – 05.08 1912 tarihleri arasında 2.Osmanlı Meclis-i Mebusanı’na Bağımsız Mardin milletvekili olarak katılır. 1.Dönemin bitmesi üzerine Mardin’e dönerek Jandarma Tabur Kâtipliği görevini yürütür.

14.06.1912 de 2.dönem Mardin Bağımsız Milletvekili olarak meclise girer ancak 1.Balkan Savaşı nedeniyle meclis tatil edilince bir yıl açıkta kalır.

Onun için kaymakamlıklar dönemi başlar. İlk görevi 2.10.1913’de başladığı Geyve Kaymakamlığıdır. 1.Dünya Savaşı başlamıştır. O, Sarıkamış Bozgunu, Çanakkale Deniz Zaferi sırasında görevindedir. Bu yıllarda ikinci oğlu Sadrettin doğar. Buradan 25.07.1915 tarihinde Ekim 1919’a kadar çalışacağı İnegöl Kaymakamlığına atanır. Buradaki görevi sırasında verem hastalığına yakalanan eşi Nesime Hanım’ı 1917 yılında kaybeder. Aynı yıl kendisine ikinci eş olarak Zekiye Hanım’ı (1894-1967)seçer.

30 Ekim 1918’de yapılan Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan bir ay sonra görevden alınır ve yedi ay açıkta kalır. 07.05 1919’da Söğüt Kaymakamlığına atanır. Beş ay sonra yeniden İnegöl Kaymakamlığına verilir. Bu görevinde 14.09.1920 tarihine kadar kalır. Bu dönem Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığı, Erzurum ve Sivas Kongrelerini yaptığı, ilk meclisin açıldığı çalkantılı yıllardır.14.09.1920 tarihinde bu görevinden Kuva-i Milliyeye katıldığı sebebiyle azledilir. Ankara Hükümeti Said Bey’i 29.10.1920 tarihinde Ilgın Kaymakamlığına görevlendirir. Bu sırada Konya ve civarında Delibaş Mehmed siyanı devam etmektedir. İçişleri Bakanı olan Refet Bele Paşa (1881-1963) 1921 yılında Konya’yı isyancılardan temizlemiş sıra Delibaş Mehmed’e gelmiştir. Kaymakam Said yaptığı planlarla Delibaş’ın kendi adamlarını yanına çekmeyi başarmış ve onlar eliyle asinin kellesini kestirerek önce Konya’ya oradan da Ankara’ya göndermiştir.

Bu nedenle halk arasında Said Bey’e “Delibaş’ın başını kestiren kaymakam” denilmiştir. Kaymakamlıklarda son görev yeri 31.05 1921-20.06 1922 tarihleri arasında bir yıl kadar hizmet ettiği Konya Karaman Kazası Kaymakamlığıdır. Sakarya Savaşının büyük bir zaferle sonuçlanmasından sonra rahatlayan TBMM Said Bey’in özellikle Delibaş İsyanı sırasında göstermiş olduğu başarısından dolayı görevinde yükselterek -4000 kuruş maaşla – Mutasarrıf unvanıyla Tokat Sancağı Mutasarrıflığına atamıştır.

Mehmet Said Bey Tokat’taki görevine 21.06.1922 tarihinde başlamıştır. O görevde iken 26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz başlamış 30 Ağustos 1922’de Başkumandanlık Meydan Savaşı kazanılarak vatan düşman istilasından kurtarılmıştır. Kurtuluş Savaşı sonrası mutasarrıflık unvanları kaldırılınca

Mehmet Said Bey’in unvanı da 30.09.1923 ‘de Tokat Valiliğine çevrilmiştir. Tokat Valiliği görevinde 5000 kuruş maaş tahsis edilmiş kısa sürede aynı unvanla maaşı 6000 kuruşa çıkartılmıştır. Cumhuriyetin ilanı sırasında Said Bey görevinin başındadır. Bu görevi devam ederken ikinci eşinden Fikret (Tolga) doğmuştur. Said Bey’in bu görevi 11.10.1924’e kadar sürmüş buradan atandığı Trabzon Valiliğine gitmiştir.

(Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Tokat’a geldiği 25 Eylül 1924 tarihinde Said Bey Tokat’tadır.15-17 Eylül 1924 tarihleri arasında yaptığı Trabzon ziyaretinde de Atamızla çekilmiş bir resmi bulunmaktadır. Bunun izahını yakınları Said Bey’in Eylül 1924’de Trabzon’a giderek sözlü emirler doğrultusunda Trabzon Valisi Cemal Bey’den görevi aldığı ancak resmi ayrılışın 11 Ekim 1924 de gerçekleştiği şeklinde yapmaktadırlar.)

Trabzon:

Trabzon Valiliğine 12.10 1924 tarihinde 10000 kuruş maaşla atanan Mehmet Said Bey, bir önceki paragrafta da belirttiğimiz üzere Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı 15 Eylül 1924 sabahı Hamidiye Zırhlısı ile Trabzon’a gelişinde devlet erkânı ve ulema heyeti ile birlikte karşılar. Aynı gün akşamı verilen yemekte Atamız Vali Said Bey’e “Sizi İstanbul Valisi atadım” deyince şaşıran Vali Said Bey “Aman Paşam, beni affediniz, İstanbul Valiliğini yapamam” deyince Gazi Mustafa Kemal Paşa kızar ve “Said Bey, Said Bey, adam olan haris olur. Haris olmayan adam değildir” hitabında bulunur. Bu sözler karşısında üzülen Vali Said Bey boş bulunup duygularına hâkim olamayarak ”Paşam ben haris değilim, hem de adam gibi adamım” şeklinde cevap verince bu sözlere kızan Atamız “Kalkın gidiyoruz” diyerek ziyafeti terk eder. Vali Said Bey pişman olmuştur ama iş işten de geçmiştir. Sabaha kadar uyuyamaz azlini bekler. Ertesi gün Atamızın yaveri yanına gelerek sıkıntılı bir durum yaşayan Said Bey’i köşke götürür. Gazi Mustafa Kemal onu sakin bir şekilde karşılayarak ”Said Bey, siz doğru, dosdoğru bir adamsınız. Onun için İstanbul Valiliği hakikaten size göre değildir” diyerek gönlünü alır.

Trabzon yılları Vali Mehmet Said Bey için zor bir dönemdir. 1924 yılında yapılan Mübadele ile Trabzon’da yaşayan Rumların sorunsuz bir şekilde Yunanistan’a gönderilmesi ve yerine gelecek Türklerin yerleştirilmesi meselesi vardır ama bu büyük değişimi başarıyla halletmiştir.

Onun döneminde diğer bir konuda 1925 yılında yapılan Şapka İnkılabıdır. Trabzonlular şapka takma işine pek sıcak bakmamaktadırlar. Nihayetinde Yavuz Zırhlısı Trabzon ve Rize Limanlarına gelerek bölge halkına gözdağı verir. Bu sıkıntılı günlerde Vali Mehmet Said Bey şapka konusunda halkın ikna edilerek problemin çözüleceğine inanarak ikna edici konuşma ve toplantılar yapmaktadır. Hükümet ise bu konuda acele etmekte, sıkıyönetim, İstiklal Mahkemesi gönderilmesi gibi isteklerin vali tarafından yapılmasını istemektedir. Said Bey bu istekleri kabul etmeyerek kendisine süre verilirse bu işi çözeceğini, halkın şapka takacağını cevaben bildirmektedir.

Bu zor problemler hükümetle arasını açınca 21 Temmuz 1928 tarihinde görevinden emekli edilerek ayrılmak zorunda kalacaktır.

(1934 yılında Soyadı Kanunu çıkınca Trabzonlular adına kendisini Faik Ahmet Barutçu ve Münir Hüsrev Göle başkanlığında ziyaret eden bir heyet Mehmet Said Bey’e” Soyadının Trabzonlular tarafından Şapka İnkılabı sırasındaki yaklaşımından dolayı ‘ KIYMAZ ‘ soyadını verdiklerini” söylerler.)

*Emeklilik ve Haydarpaşa Tren Garı’nda Dram:

21.07.1928 ‘de elli dört yaşında emekli edilen Said Bey ailesiyle birlikte İstanbul’a gelip yerleşirler. Altı çocuğa bakmak dolayısıyla çalışmak zorundadır. Üstelik sadece kızı Refet sadece Çapa Kız Muallim mektebini bitirerek kendisini kurtarabilmiş, öğretmenliğe başlamış diğer çocukların dördü okula devam etmekte ikisi ise henüz okul çağında bile değildir.

İstanbul’da iş arar ama bütün kapılar sanki yüzüne kapanmıştır. Öyle ki zamanla kendisine iş verilmemesi için gizli bir emir verildiği düşüncesine kapılır. Bir akrabası ona iş bulur ama teklif etmekte zorlanır biraz. Haydarpaşa Tren Garında, tren seferlerinin sonunda yolculardan toplanan delikli kartondan biletleri sayarak yüzlük demetler halinde okumamış bir insanın dahi rahatlıkla yapabileceği şekilde ipe dizecektir. Emekli maaşı vardır ama İstanbul şartlarında geçinmesi mümkün değildir. Çaresiz işi kabul eder ama utancından da çocuklarının çalıştığı yere gelmesini istemez.

Ne kadar bu görevi yaptığı bilinmemektedir. Ancak gar çalışanları bir gün onun emekli bir vali olduğunu ve geçmişini öğrenince işin seyri değişir ve Mehmet Said Bey’i Demiryolcular Yardımlaşma Sandığı Müdürlüğü’ne getirirler. Kendisine Haydarpaşa Garı’nın üçüncü katında denize bakan bir oda tahsis ederler. Mehmet Said Bey bu yeni görevden sonra çocuklarını bu odada kabul edebilmiştir.

*Başbakan İsmet İnönü İle Karşılaşması

Yıl 1937 Mehmet Said Bey Ankara’ya gezmeye gitmiştir. Ulus Meydanında gezerken Başbakan İsmet İNÖNÜ makam arabasından onu görür ve yanına çağırır, hal ve hatırını sorar. Kısa sohbetinde ne iş yaptığını da sorup da işsiz olduğunu öğrenince üzülür ve “Yarın Vekâlete gel, görüşelim” der.

Ertesi gün makam odasında görüşürler ve Mehmet Said Bey başından geçenleri özetler. Paşa, hemen Özel Kalem Müdürünü çağırarak, onu tanıtır ve “Cumhuriyetin Valisi aç ve sefil kalamaz, kendisine şerefine uygun bir iş bulunuz” der. Mehmet Said Bey bunun bir gönül alma görüşmesi olduğunu düşünerek İstanbul’a döner.

Bu görüşmeden fazla bir zaman geçmez 1937 Haziranında eve Başbakan İsmet İnönü imzalı bir telgraf gelir. Mehmet Said Bey Ziraat Bankası, Meclis-i Umumi İdaresi Murahhas Azalığına atanmıştır. Kader yüzüne gülmüş, yol artık Ankara’ya görünmüştür 23 Haziran 1937’de yeni görevine evini de taşıyarak başlar. Uzun yıllar bankada daha sonra Şeker Şirketi Murahhas Azalığı yaptıktan sonra görevini bırakır. Bundan sonraki hayatında kendini dinlenmeye çeker, çocuklarının düğün işlerini takip eder.

Bu değerli Valimiz 16.07.1965 ‘de geride yedi çocuk, on yedi torun bırakarak Ankara Numune Hastanesinde vefat eder ve Cebeci Asri Mezarlığına defnedilir.

İşte Tokat’ımızın ilk Valisi Mehmet Said Bey’in kısa hayat hikâyesi budur. Allah rahmet eylesin.

HAZIRLAYAN: Hasan AKAR

 

 

2- H. RAHMİ GÖKÇE

(1885-1977)

1885 yılında Dimetoka’da (Yunanistan) doğan H. Rahmi Gökçe’nin babası Elazığ Vilayet Matbaa Müdürü ve Mektupçusu Ahmet Hamdi Efendi, annesi Ayşe İhsan Hanım’dır. İki kardeştirler. Gazeteci olan kardeşi Arif Oruç (Elazığ 1893-İstanbul 1950) siyasetle de ilgilenmiş, ”Yarın” adlı bir gazete çıkarmış, zor günler geçirmiştir.

2-h-rahmi-gokce

Rami Bey, Elazığ Rüştiyesinde orta, Üsküdar İdadisinde lise öğrenimini pekiyi derece ile tamamlamıştır. 1908 Temmuz ayında Mülkiye Mektebi’nden mezun olduktan sonra aynı yıl 21 Aralık‘ta Edirne Vilayeti Maiyet Memurluğuna tayin edilmiştir. 31 Ekim 1909’da Edirne Nüfus Müdürlüğüne atanan H. Rahmi Bey, Balkan Harbi sırasında Edirne Muhasarası Hilal-i Ahmer (Kızılay) İaşe Komisyonu üyeliğinde bulunurken Edirne’nin Bulgarlardan geri alınmasından sonra da kurulan Türk-Bulgar Mübadele Komisyonu Delegeliğinde bulunmuştur.

25 Ekim 1913’de kaymakamlığa terfi ederek 27 Kasım 1913’de Eceabat, 8 Kasım 1915’den 30 Aralık 1915’e kadar Gelibolu Mutasarrıf Vekilliği’nde görevlendirilmiştir. 13 Ocak 1916 ‘da Keşan Kaymakamlığına (13.01.1916-Mart 1916) atanmıştır.

Eceabat Kaymakamı iken 19. Fırka Kumandanı Miralay (Albay) Mustafa Kemal’le tanışarak yakın işbirliğinde bulunmuştur. 16 Mayıs 1915’de Edirne Valisi Hacı Adil Bey, Gelibolu Mutasarrıfı Rıfat, Keşan Kaymakamı, Gelibolu Jandarma Kumandanı Esat Paşa ve o zaman Mayos Kaymakamı olan Rahmi Bey Kemalyeri’nde Mustafa Kemal’i ziyaret ederek cephede gösterdiği fedakârlık ve kahramanlık nedeniyle kendisini tebrik etmişlerdir.

Hayatının bir bölümü Edirne’nin işgali ve kurtuluşu, 1.Dünya Savaşı Çanakkale Cephesi içinde geçen H. Rahmi Bey, 25 Nisan 1914’de Arıburnu ve Anafartalar Muharebelerinde ordunun erzak ve cephanesinin süratle menzil ve ambarlara naklini sağladığı için 8709 numaralı beratı ile “Gümüş Liyakat Muharebe Madalyası” ile taltif edilmiştir.

Rahmi Bey,7 Nisan 1916 ‘da İstanbul Nüfus Müdürlüğüne nakledilmiş 14 Mart 1921 tarihinde bu görevinden ayrılarak Anadolu’ya geçip Milli hükümet emrine girmiştir.

Ankara Hükümeti ‘nce 16 Mart 1921 ‘de Dâhiliye Vekâleti (İçişleri Bakanlığı) Nüfus Müdüriyeti 1.Mümeyyizliğine atanmış görevindeki başarılarından dolayı 8 Ekim 1922’de Çanakkale Sancağı Mutasarrıflığına getirilmiştir. Cumhuriyet döneminde Çanakkale’nin il olması üzerine 1 Ekim 1923’de Çanakkale Valiliğine terfi ettirilmiştir.

24 Aralık 1924’de ise Tokat Valisi olan Mustafa Said Bey’in Trabzon’a atanması sebebiyle Tokat Valiliği’ne tayin edilmiştir. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü kayıtlarında bu tayin: ”9.11.1924 tarih, Tokat Valiliği’ne Rahmi’nin tayini” şeklindedir. Bir yıl kadar burada görev yapan H. Rahmi Bey Giresun’da özellikle 25 Kasım 1925’de çıkarılan Şapka İnkılabına bölgede muhalefet oluşması ve 4 Aralık 1925’de isyan çıkması üzerine İstiklal Mahkemesi’nin kurulduğu Giresun’a tayin edilmiştir. (16 Ocak 1925’de Ordu Valiliğine atanan Vali M. Rıfat (VARDAR) Bey’in (1863-1947) yerine) Giresun Valiliği sitesinde ildeki görevi 30.11.1925-14.09.1931 olarak görülmektedir. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü kayıtlarında 23.12.1925 tarih, Tokat Valiliği’ne Hüsnü’nün, Giresun Valiliği’ne Rahmi’nin tayini “ şeklindedir.

1926 yılında Bedia Hanım’la evlenmiş, bu mutlu yuvadan Ayşe Özger adını verdikleri bir kızı olmuştur.

Rahmi Bey,31 Temmuz 1931 yılına kadar Giresun’da altı yıl kalarak imar, eğitim ve sağlık alanında büyük başarılara imza atmıştır. 1931 yılında Ankara Merkez Valiliğine alınarak üç yıl bu görevde kalmıştır.

1934 yılında İzmir Vilayet Heyeti Azalığına tayin edilmiştir. On yıl bu görevi sürdüren M. Rami Bey, 24 Ocak 1944 tarihinde Bursa Vilayetler Mensup İdare Heyeti Azalığına tayin edilmiş, 13 Temmuz 1949 ‘da yaş haddinden emekli olmuş, yerleştiği İstanbul’da 1977 yılında vefat etmiştir.

TOKAT YILLARI

1924 yılında Tokat Deve Görmez Mahallesi’nde Gazi Mustafa Kemal’in Tokat’a gelişlerinde kaldığı Milletvekili Mustafa Vasfi Süsoy’un da (1876-1934)evi olan mahalde Gazi Paşa İlkokulu’nun temeli atıldı. Temel atma törenine Dâhiliye Vekili M. Cemil Uybeydin (1880-1957),Sıhhiye Vekili İbrahim Refik Saydam (1881-1942) ve Tokat Milletvekili Mustafa Vasfi Süsoy katılmışlardır. Bu okul 1928 yılında eğitime başlamıştır.

Bu okulun yapılışı ile ilgili Mustafa Vasfi Süsoy’un torunlarından Nail Tuncer Süsoy bize şu bilgiyi aktarmıştır:

Mustafa Kemal eşi Latife Hanım’la Cumhuriyet’in ilanından sonra 25-27 Eylül 1924 tarihleri arasında Tokat’a gelişindeki sohbet sırasında Mustafa Vasfi Süsoy tarafından bir okul ihtiyacı konusu gündeme getirilmiştir. Bunun üzerine Mustafa Kemal heyette bulunan Maarif Bakanını çağırarak gerekli talimatı vermiştir. Kısa sürede Ankara’dan tahsisat gönderilerek okulun yapımına başlanılmıştır.

1921 yılında kurulan Himaye-i Efdal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu) çalışmaları içerisinde Süt Damlası projesini başlatmıştır. Savaş sonrası sağlıklı kuşaklar yetiştirmek için annelere pastörize süt dağıtımı, muayene, tedaviyi amaç edinmiştir. Şimdiki belediye binasının arka kısmında bulunan bir binada bu hizmetler yapılmış, halk arasında süt dağımı yapılan, çocuk parkının da bulunduğu bölgeye Süt Damlası adı verilmiştir.

Tokat Vilayet Matbaası kurularak bu matbaada 1925 yılında “Tokat” isimli haftalık bir gazete yayınlanmıştır.

Tokat’ta bir çalışma programı hazırlatarak İl Genel Meclisi’nde onaylanmıştır. Ancak tayini çıkınca bu program maalesef yarıda kalmıştır. İstanbul’dan başarılı öğretmenleri Tokat’a tayin ettirmiş, öğretmen maaşlarını artırmış, biçki dikiş kursu açtırmıştır.

AYŞE ÖZGER GÖKÇE HANIM VE VALİ H. RAHMİ GÖKÇE’NİN HATIRALARI (Şubat 2015 İstanbul Hasan Akar-Dursun Taşdelen Röportajından)

1930 yılında İstanbul’da doğmuşum. Annem Bedia Hanımdır. Kendisi Erenköy Kız Lisesi mezunu çok kültürlü bir hanımdı. Ben de Üsküdar Amerikan Kız Kolejini sonrasında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdim. Konservatuvara devam ettim. Hürriyet, Milliyet ve bazı gazetelerde yazı yazarak gazetecilik yaptım. Yirmi yıl İngilizce Öğretmenliği yaptım. Otuz yıl kadar yurt dışında bulundum ve İngilizce Öğretmenliğinden emekli oldum.

Annemin babası Miralay (Albay) İbrahim Ethem Bey Sarıkamış’ta 28.Tümen Komutanı ve Enver Paşa’nın sınıf arkadaşıydı. Kendisi de bu muharebelerde Sarıkamış’ta şehit düşmüştür.

Ben doğduğum zaman babam o zaman Giresun’da imiş. Bir yaşında iken yanına götürmüşler. Babamı 1931 yılında Ankara’ya, merkeze almışlar. Burada üç yıl kaldıktan sonra İzmir’e Vilayet Heyeti Azası olarak tayin edildi. On yıl burada kaldıktan sonra aynı görevle Bursa’ya atandı. Sekiz yıl da burada çalıştıktan sonra emekli oldu. Emeklilikten sonra kendini kitap okumaya verdi. Arkadaşlarıyla sık sık bir araya geliyor ülke meselelerini konuşuyorlardı. Babam Giresun’da altı yıl çalışmasına rağmen bize hep Tokat’ı anlatırdı.

Babam M. Rahmi Bey mütareke yıllarında Çanakkale’de görevli bulunduğu sırada böbreklerinden rahatsızlanır. İngilizler kendi doktorlarına muayene ettirirler. Doktorlar, Rahmi Bey’e bir pomat vererek ağrıyan yerine her gün sürmesini isterler. Ancak uyguladığı bu tedavi hastalığını daha da artırır bunun üzerine Türk doktor arkadaşları “…İngilizlerin verdiği şu ilacı bir getir de görelim.” deyince kendisine verilen ilacı götürür. Derler ki bu pomat deri yoluyla vücudu yavaş yavaş zehirleyen bir çeşit ilaçtır. Derhal bırakmasını salık verirler. İngilizlerin bu sessiz, sinsi suikastından kurtulan H. Rahmi Bey savaş sonrası İstanbul’da tedavi edilir.

Diğer bir hatırası da Çanakkale Savaşı sırasında bir düşman mermisi babamı hedef alır. Ancak babamın boynunda bir dürbün bulunmaktadır. Merminin çarpması neticesi kullanılamaz hale gelen bu dürbün onun hayatını korur.(Üzeri mermi ile delinmiş bu dürbün ailesi tarafından muhafaza edilmektedir.)

Hasan AKAR – Dursun TAŞDELEN

 

3-Hüseyin Hüsnü Bey (ÇAKIR)

Hüseyin Hüsnü Bey, Hopa eşrafından Çakırzade Hacı Mustafa Efendi ile Nazife Hanım’ın oğludur.1983(1309) yılında Hopa’da doğdu. Biri kız dördü erkek kardeş olup, doğum tarihlerine göre Hasan, Muhammet, Hüsnü ve Esma’dır.

3-huseyin-husnu-bey-cakirOsmanlı Devleti zamanında yetişmiş önemli bir idareci ve siyaset adamıdır. İlk ve orta öğrenimini Trabzon’da yapmış ,Trabzon İdadisi’nden mezun olmuştur.1913 yılında Mekteb-i Mülkiye’yi bitirdikten sonra Maliye Nezareti Varidat Umum Müdürlüğü IV. Sınıf Katipliği ile memuriyet görevine başlamıştır.1915 yılında Divan-ı Muhasebat Murakıp Muavinliğine atandı.
1918 yılında Trabzon Mektubi Kalemi İkinci Mümeyyizliği görevinde bulundu. 1919-1923 yıllarında Tirebolu, Giresun, Yusufeli , Bayburt ilçelerinde kaymakamlık yaptı. Daha sonra Oltu ve Ardahan Mutasarrıf Vekilliği, Mülkiye Müfettişliği görevlerini üstlendi. 1922-1926 yılları arasında Gaziantep Valiliği, Tokat Valiliği, Ordu Valiliği görevlerini ifa etti.
1926 yılında Şeker İnhisarı Teftiş Reisliği görevinde bulundu.1930 yılında Müdür Muavinliğine atandı. Sonrasında Genel Müdürlük görevi verildi. Tütün İnhisarı’nda Maliye Başmurakıplığı yaptı.1932 yılında İnhisarlar Genel Müdürlüğüne yükseltildi. Bu görevde iken 5.Dönem C.H.P İzmir Milletvekili seçildi.6.7.8. dönemlerde Samsun’dan (C.H.P) Milletvekili oldu.28 Aralık 1938’de 2.BAYAR Hükümeti’nde İktisat Bakanlığı’na getirildi.
10.Hükümet Mahmut Celal BAYAR Hükümeti İktisat Vekililliği, 31 Temmuz 1941 tarihine kadar I.II. SAYDAM Hükümetleri’nde aynı görevi korudu. 11.Refik SAYDAM Hükümetinde İktisat Vekili,12.Refik SAYDAM Hükümetinde aynı görevde bulundu.10 Haziran 1948 ‘de 2.SAKA Hükümetinde (10.06.1948-22.05.1950) Milli Savunma Bakanlığına getirilen Hüsnü ÇAKIR,17.Hasan SAKA Hükümetinde aynı görevini korudu.18.Hükümette (Başbakan Şemsettin GÜNALTAY Hükümeti) yine Milli Savunma Bakanlığı yaptı. 1950 yılında tamamen siyasetten çekildi.
10 Ağustos 1963’de İstanbul’da 71 yaşında vefat etti. Rumeli Hisarı’ndaki Aşiyan Mezarlığına defnedildi. Evli, üç çocuk babası idi. Maliye, idareci ve siyasi kimliği ile tanınan Hüsnü ÇAKIR iyi derecede Fransızca biliyordu.
Bundan dört yıl önce hâlen Hopa’da ikamet eden doksan yaşındaki İkram Dizdaroğlu’dan temin ettiğim numara ile telefonda görüştüğüm Vali Hüsnü Bey’in yeğeni Ömer Çakıroğlu (Şükrü Çakıroğlu’nun oğlu) Amcası Hüsnü Bey’in kısa süreli de olsa Tokat’ta valilik yaptığını belirtti. Ayrıca, eşinin adının Ramize olduğunu, üç kızının bulunduğunu bunlardan birinin vefat ettiğini diğer iki kızının hayatta olduğunu sözlerine ekledi.
Çalışmalarımıza katkıda bulunan Başbakanlık D. A. G. M. Uzmanı Bekir Yeğnidemir ve GOP. Ün. Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alpaslan Demir’e teşekkür ederiz

Tokat İlinin ilk Valisi Mehmet Sait Bey’in ,-ailesinin istekleri doğrultusunda tarafımızca Tokat Valiliğine hediye edilen-Tokat Valiliği sırasında çekilmiş fotoğrafının Valiliğimizin resmi sitesine ve Valiler köşesindeki yerine konulması dileğimizdir.

Hasan AKAR

 

4-Mehmet Kadri ÜÇOK

(1925-1930)

1881′ (Rumi:1297) de Diyarbakır’da doğdu. Mektubî Kaleminde Ganizâde Hafız Kâtip Mehmet Necip Efendi ve Fatma Hanımın oğludur. İlk ve orta öğrenimini Diyarbakır Askeri Rüştiye¬sinde tamamladıktan sonra Bursa İdadisinden mezun olarak Mülkiye Mekte¬bine girdi. 27 Eylül 1905’te Yüksek kısmını bitirerek Diyarbakır İli Maiyet Me¬murluğuna atandı. Stajını ikmal ettikten sonra 31 Ocak 1907de Siverek, 28 Nisan 1908’de Viranşehir Kaymakamlıkları yaptı. Son görevinde bir süre Ergani Mutasarrıflığına vekâlet etti. 18 Kasım 1909’da Cizre, 1 Ekim 1912’de Palu Kaymakamlıklarına nakledildi.

4-mehmet-kadri-ucokPalu Kaymakamı iken Dersim isyanının bastırılmasında gösterdiği başarılardan dolayı kendisine “Mecidi Nişanı,1916’da Beyaz Şeritli Harp Madalyası verilmiştir.

10 Eylül 1917de Mardin Mutasarrıflığına getirildi. 21 Nisan 1918’de Muş Sancağı Mutasarrıflığına atanan Kadri Bey bu görevde iken tutuklanarak İstanbul Divan-ı Harbine teslim edilmek üzere yola çıkarılır. Ancak yolda kaçarak Diyarbakır’a gelir.

Kadri Bey,27 Eylül 1905’te Diyarbakır İli Maiyet Memurluğu’na atandığında burada başından geçen ilginç bir olayı anılarında anlatmıştır. Bu olay Meşrutiyete karşı yapılan 31 Mart Ayaklanmasının baş aktörlerinden Derviş Vahdeti ile ilgilidir:

“… 1321 yılında (M.1905) Mülkiye’den mezun olduktan sonra memleketim olan Diyarbekir’e döndüm. Hafız Derviş’i de burada tanıdım. Diyarbekir’de o tarihlerde hayli sürgün memur vardı. Bunların bir kısmı verdiği jurnaller yalan çıktığı için, bir kısmı da namuslu insanlar oldukları halde mevcut idarenin ya da amirlerinin hoşuna gitmeyecek hareketlerde bulundukları için sürülmüşlerdi. Böyle kentte 30-40 kadar menfi vardı. Hafız Derviş de bunların arasındaydı. O sıralarda Hafız diye de anılan Derviş Vahdeti’nin sesi güzeldi, hafız olmasının yanında düğünlerde ve işret meclislerine katılır, içer, ud çalar, şarkı söylerdi. Diyarbakır’da üç yıl kaldı. İstanbul’a Dâhiliye Nazırı Memduh Paşa’ya sürekli mektup yazıyor, kusurunun affını istiyordu. Ancak bu mektupların tümü cevapsız kaldı 1908’de Siverek’te kaymakamdım. Hafız Derviş’in Diyarbakır’dan firar ettiği haberi geldi. İstanbul’dan gelen bir şifreli telgrafta da kendisine İskân-ı muhacirin komisyonunda memur olarak 600 kuruş maaş bağlandığı bilgisi ulaştı. Derviş’in bundan haberi yoktu. Bir gün bölgeyi takipte bulunan jandarmadan Birecik’te bir kahvede saçı sakalı karışmış bir Bektaşi babası kılıklı şahsın şüphe üzerine yakalandığını bildirdiler. Niyeti Suriye topraklarına geçip Rakka üzerinden İskenderun’a oradan Kıbrıs’a sonrasında İstanbul’a kaçmakmış. Bu sırada Meşrutiyet edilince diğer sürgün memurlar gibi o da affedildi ve İstanbul’a gitti.”

Muş Mutasarrıfı iken TBMM’nin I. Dönemi için (Rumi:18 Nisan 1336) 4 Nisan 1920’de yapılan seçimde 131 oy alarak Diyarbakır milletvekili ola¬rak 23 Nisan 1920’de açılışında hazır bulundu. Mehmet Kadri ÜÇOK, Meclis’in açılışında, sonra da hızlı ve doğru kararlar alabilmesinde büyük bir görev üstlenmiş 43 Mülkiyeli milletvekilinden biridir.

Bu ilk meclisin açılmasıyla artık bir kimsenin değil milletin sözü geçecek, egemen güç millet olacaktı. Tek yetkili merci halkın seçtiği milletvekillerinden oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi olacaktı. Türk siyasal hayatı açısından son derece önemli olan ve Türk milletinin kaderini değiştirecek olan bu Meclis’in açılmasında 43 Mülkiyeli Milletvekilinden söz etmemek imkânsızdır.

Onlar Mekteb-i Mülkiye’de sadece “çağdaş yönetici olmayı” değil, Mülkiye geleneğini, bu ülke için gerekirse canları feda edebilmeyi öğrenmişlerdir. Onlar Mülkiye’de vatanın bağımsızlığı için canla başla çalışmayı öğrenmişlerdir. Çünkü Mülkiyeli olmak bir vatan sevgisi tercihidir. Mülkiyelilik bu vatana karşı sorumluluklarını bilmektir. Mülkiye 144 yıllık kökleri üzerinde asil bir çınar gibi yükselmekte ve mezunları bu vatanın yüzünü güldürmektedir.

Kadri ÜÇOK; görülen lüzum üzerine Van Valiliğine atanarak 16 Eylül 1920’de Meclisten ayrıldı. Milletvekilliği ile me¬murluğun bir kişi üzerinde bulunmasını yasaklayan “Nisab-ı Müzakere Kanu¬nu” hükmünce, kendisine sorulduğunda valiliği tercih etmesi ile 19 Ekim 1920’de milletvekilliğinden istifası kabul edildi. Mecliste bulunduğu beş ay içinde kürsüde (13) konuşma yaptı. (3) soru önergesi verdi.

TBMM kararıyla üstün çalışmalarından dolayı yeşil şeritli İstiklal Madalyası verilmiştir.
11 Kasım 1922’de Urfa Mutasarrıflığına tayin edildi. 25 Şubat 1923’te Mülkiye Müfettişi oldu. 4 Mart 1926’da Tokat ( 04.03.1926-10.08.1926), Bakanlar Kurulu Kararlarında 07.12.1926 tarihinde Tokat Valiliği’ne 1.sınıf Mülkiye Müfettişi Kadri Bey’in tayini kaydı bulunmaktadır. Diğer bir bilgi de Ferit Acunsel’in “ Gerçeklerin Dilinden Tokat” adlı eserde Kadri Bey’in 5 Şubat 1926 tarihinde valiliğe atandığıdır. Tokat Valiliği resmi internet sitesinde de görev tarihleri 1925-1930 olarak görülmektedir. Oysa 1150 nolu Sicil Dosyasında da diğer kayıtları da teyit eden bir bilgi ile Kadri Bey’in görev süresi 4 Mart 1926-10 Ağustos 1930 arasıdır. Tokat’ta 1926 yılında göreve başlamıştır.10 Ağustos 1930’da Amasya (10.08.1930-20.08.1936), 1936’da Eskişe¬hir (27.08.1936-14.06.1938) ve 27 Haziran 1938’de Çoruh (Artvin) valiliklerinde (27.08.1938-15.04.1940) görevlendirilmiştir.

Kadri Bey, Tokat’taki görevi sırasında şehrin tek orta öğretim kurumu olan Tokat Ortaokulu’nun ihtiyaçlarını karşılama yolunda büyük gayret sarf etmiş, okur- yazar oranının yükseltilmesini hedeflemiştir. Belediye binası arkasında bulunan parkı halkın dinlenebilmesi için uygun hâle haline getirmiş, halkla bütünleşmeyi sağlayan bir yönetici olmuştur.

Mehmet Kadri Bey,15 Nisan 1940’ta kendi isteği ile emekliye ayrıldı. Maliye Vekâleti Kazanç Vergileri İtiraz Tetkik Komisyonunda Üye olarak çalıştı. 29 Mayıs 1958’de Ankara’da öldü. Cebeci Asri Mezarlık’ta toprağa verildi. Evli olup dört çocuk babası idi. Arapça, Farsça, Ermenice ve Fransızca bildiği resmi hâl tercümesinde yazılıdır.
Katkılarından dolayı Tarihçi dostumuz Mehmet Ülkü Bey’e çok teşekkür ederiz.

Levent KONAR

Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği üyesi-Tarihçi – Erbaa Yılmaz Kayalar Fen Lisesi Tarih Öğretmeni

5-Ali Rıza CEYLAN

(24.08.1930-23.01.1933)

Vali Ali Rıza Ceylan Mersin’de görevli iken o şehre ilk kez asfaltı getiren , çok çalışkan bir vali olarak bilinir.

Ali Rıza Ceylan… Mal Müdürlerinden Maraşlı Ceylân-zâde Ahmet Nuri Efendi ile Hatice Hanım’ın oğludur. 1878 (1295 H.) Maraş’ta doğdu. Elbistan Rüştiyesi’nden orta, Halep İdadisi’nde lise öğrenimini pekiyi derece ile tamamladı. Temmuz 1903’te Mülkiye’nin Yüksek Kısım’ından mezun oldu. 8 Eylül 1903’te tayin edildiği Halep Vilayeti, 14 Haziran 1904’te nakledildiği Maraş Sancağı Maiyet Memurluklarında stajını bitirip kaymakamlığa terfi etti.

4 Haziran 1907’de Gevar, 5 Kasım 1908’de Gevaş, 4 Ekim 1909’da Erciş, 14 Haziran 1912’de 2. defa Gevaş, 29 Aralık 1912’de Şemdinan, 7 Eylül 1913’te 2. defa Erciş Kazaları Kaymakamlıklarına; 4 Mayıs 1915’te Van, 29 Ekim 1915’te Bitlis Vilayetleri Mektupçuluklarına atandı.

Bitlis Mektupçusu iken I. Cihan Harbi içinde Çarlık Rusya Ordularının Bitlis’i işgali sırasında Ruslara esir düşerek Sibirya’ya sürüldü. 1917’de Komünist İhtilali’nin patlaması ve Komünist İdare’nin Brestlitovsk Antlaşması ile Harp’ten çekilmesi üzerine serbest bırakılıp İstanbul’a geldi. 8 Ağustos 1918’de Adalar (İstanbul) Kazası Kaymakamlığı’na atandı. Bu görevden 27 Şubat 1919’da Çeşme Kaymakamlığı’na nakledildi ise de buraya gitmeyerek Mudanya Kaymakamlığı’na getirildi.

Mudanya Kaymakamı iken Milli Hükümet emrine girdi. Mutasarrıflığa terfi ettirilerek 13 Haziran 1920’de Erzincan, 23 Haziran 1921’de Artvin, 25 Nisan 1922’de Kars, 17 Nisan 1923’te Ardahan Sancakları Mutasarrıflıklarına atandı. Mart 1924’te Sancakların, dolayısıyla Ardahan Sancağı’nın kaldırılıp Vilayet haline getirilmesi üzerine Ardahan Valiliği’ne(01.06.1923-10.03.1925); Mayıs 1925’te Elaziz (08.05.1925-03.09.1926), Eylül 1926’da Diyarbekir (07.09.1926-03.10.1927), Aralık 1927’de Mersin (11-10. 1927-09.08.1930), Temmuz 1930’da Tokat Valisi Mehmet Kadri Bey’in Amasya Valiliğine atanmasıyla boşalan göreve nakledildi.

Tokat’ta kaldığı üç yıl içinde hâlâ İstiklal Savaşının yarlarını saran Cumhuriyet Hükümetini imkânlar ölçüsünde temsil etmiştir. Bayındırlık faaliyetlerine ağırlık verdiği o dönem de yayınlanan gazeteden anlaşılmaktadır. Olağanüstü bir çalışması görülmemiş, işler normal bir şekilde devam etmiştir. Temiz ahlaklı ve sakin bir hayatı ile çevresinde sevilen bir mülki amir intibaı bırakmıştır.

Sicil dosyasındaki kayıtlara göre Tokat Valiliği görevi 24.08.1930-23.01.1933 tarihleri arasındadır. Tokat Valisi iken 23 Ocak 1933’te kendi isteği ile emekliye ayrıldı. (Bazı kaynaklarda ise emekli edilmiştir şeklinde bilgiler mevcuttur)

Dâhiliye Vekâleti Ali Rıza Bey’e özellikle Mersin ‘deki önemli icraatları nedeniyle bir takdirname ile 3000 TL mükâfat vermiştir. (O dönem vali maaşı 400 TL’dir.)Fransızcanın popüler olduğu yıllarda Mersin’deki papazlardan ders alarak Fransızcasının ilerletmiştir. Çünkü Mersin’deki asfaltlama işini bir Fransız şirketi üstlenmiş dolayısıyla işlerin takibini yapmak için bu dili daha iyi öğrenmenin zaruretine inanmıştır.

Mersin halkı onu çok sevmiş “Kanun gibi adamdı” diye anmıştır.

Tokat Halis Cinlioğlu Kütüphanesindeki çalışmalarımız sırasında Vali Ali Rıza Bey ile ilgili bulduğumuz Vilayet Matbaasında basılan 4 Nisan 1931 Tarih ve 256 sayılı haftalık Tokat Gazetesi haberinin bir bölümünü aşağıya alıyoruz.
“ Meclisi Umumi Müzakaratı
11Şubat 1931 Çarşanba Zabıt Hulâsası
Meclis 11 Şubat 931 Çarşamba Günü saat 13.00 de Vali Ali Rıza Bey’in riyasetlerinde açılan zabiti sabık hülasası kıraatla aynen kabul edilmiştir.
Altı takım evrakı varideden dört takımı ait olduğu encümenlerce tevdi edilmiş ve Meclisi Umumi azaları harcırahı hakkındaki kanun serabeti karşısında başkaca karara lüzum olmadığından Ahkâm-ı KanuniyeDairesinde muamele olunmak üzere Muhasebe-i Hususiye Müdürlüğüne havalesine ve Maarif İnzibat Komisyonuna meclisten bir aza intihabı hakkındaki müzekkere encümeni daimi azaları taayyün ettikten sonra icabı ifa kılınmak üzere meclisin son gününe kadar hıfzı takarrür etmiştir.
Aynı mecliste Erbaa Şehli Karyesinin Alçakbel Mezrasının 85 haneden 490 nüfusu ile ayrılarak başka bir köy olarak kurulmasına karar verilirken,
15 Şubat 1031 Pazar günü yapılan Meclisi umumiye ve yine Ali Rıza Bey’in başkanlığında toplanarak Niksar Köprüsünün muvazenesi umumiyeden yapılması Nafia Vekaleti hissesinin vilayete terk edilmesi değerlendirilmiştir.”

Ali Rıza Bey emekli olduktan sonra 1936 yılında, yeni kurulan, Etibank’ın Hükümet Murakıblığı’na; Türkiş Kömür, Ergani Bakır Madeni TAŞ İdare Meclisi Azalıklarına; Eylül 1941’de Etibank İdare Meclisi Üyeliği’ne getirildi. Bu görevde iken hastalandı. Tedavi edilmekte olduğu İstanbul Ortaköy Sağlık Yurdu’nda 9 Eylül 1948 Perşembe gecesi Hakkın rahmetine kavuştu. 28 yaşında evlenmişti; üç erkek, iki kız evlat babası bulunuyordu. Arapça, Fransızca, Rusça bildiği yazılıdır. “İdari Hatıralarım” adında ve tefrika halinde yayınlanmış bir eseri vardır.

Yalçın ÜNLÜ

Erbaa Yılmaz Kayalar Fen Lisesi Edibiyat Öğretmen

6-Mustafa Recai GÜRELİ

(18.02.1933-19.03.1936)

“Gittiği yere ekibini de götüren bir vali”

6-mustafa-recai-gureliİllerin görev yaptıkları süre içinde başarılarıyla iz bırakan bazı valileri vardır. Yaptığımız araştırmalarımızda İstiklal Savaşı’nın yaralarını sarmaya devam eden Cumhuriyetimizin henüz 10.yılında Tokat’ta da zor yıllara ve imkânsızlıklara rağmen adından söz ettiren sonrasında da bu şehirden milletvekili seçilebilen böyle bir vali görev yapar. Bu asker kökenli bir vali olan Mustafa Recai Güreli Bey’dir. Öyle ki, Tokat’tan sonra atandığı Muğla’da da büyük projelere imza atar ve kendisiyle bütünleşen Muğla halkı onu asla unutmaz. Bugün Muğla’da onun adının verildiği bir büyük cadde ve adını taşıyan okullar bulunmaktadır.

Muğla Milletvekili ve İçişleri Bakanı Mehmet Şükrü Kaya (1883-1959), Tokat Valisi Recai Bey’in takdire şayan çalışmalarını yakından takip etmiş, böyle bir değerin Muğla’yı da yönetip yeniden imar edeceğine inandığı için atamasını oraya yaptırmıştır. Şükrü Kaya’nın, zamanın Muğla Belediye Başkanı İskender Alper’e (1893-1953) müjde şeklinde ilettiği şu sözler kayda değerdir:
“Size öyle bir vali gönderiyorum ki, yaptıklarına hayret edecek, yapmak istediklerine belki yetişemeyeceksiniz”

Vali Mustafa Recai Güreli, 1936 yılında Muğla’ya giderken Tokat’tan güvendiği, inandığı bir ekibi de oraya götürerek beraber çalışmayı yeğlemiştir. Hatta Tokat’ta iken uyguladığı ve hazırlayıp da zamanlama açısından gerçekleştiremediği bazı projeleri orada değerlendirmeyi başarmıştır.

Muğla halkı bu başarılı vali adına anlamlı bir vefa örneği göstererek hemen her yıl anma etkinlikleri yapmaktadır. (Fotoğraflarla Vali Recai Güreli Sergileri, konferans, tiyatro vb.) Bu çalışmaları hâlen Muğla Büyükşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı olan Selahattin Sapmaz Bey’in uzun yıllar çalışarak gün yüzüne çıkardığı “Atatürk’ün Muğla Valisi Mustafa Recai Güreli” adıyla bir eseriyle, Feyziye Özberk tarafından hazırlanan Muğla Atatürkçü Düşünce Derneği’nin “Cumhuriyetimizin Valisi Mustafa Recai Güreli “adlı eserlerin 2016 yılında yayınlanması izlemiştir.

Biz bu satırlar arasından yaptıkları bu vefalı çalışmalardan dolayı Muğlalıları tebrik ederken, Vali Mustafa Recai Güreli ile ilgili eser ve dokümanları bize gönderme nezaketinde bulunan Muğla Büyükşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı Selahattin Sapmaz Bey’e teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Tokat Valisi Ali Rıza Ceylan’ın 12.11.1933 tarihinde emekli edilmesi üzerine 23.01.1933 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesiyle Cumhuriyet döneminin altıncı valisi olarak şehrimize atanan Mustafa Recai Güreli, 1884 yılında Manastır’da doğmuştur. Besim Efendi’nin oğludur. İlk ve ortaokulu Manastır’da okuduktan sonra Manastır Askeri İdadisi ve Harbiye ve Erkan-ı Harbiye Mektebi’nden 1906 yılında mezun olmuştur. Selanik’te ve değişik askeri kıta ve avcı taburlarında görev yapmıştır.31 Mart vakasından sonra İstanbul’a gelmiş memleketimizin farklı yerlerinde jandarma komutanlıklarında bulunduktan sonra Mülkiye Kaymakamlığına geçmiştir.

Baalbek, Katana, Konitre, Fatsa, Ünye (1919-1923) ,Merzifon, Uzunköprü, Malkara, Kâzımpaşa, Kemaliye ve Ödemiş Kaymakamlığı (1930-1933)yaptıktan sonra İzmir Valisi Kazım Dirik Paşa’nın tavsiye ve yönlendirmesiyle 23 Ocak 1933’deTokat Valiliğine vekâleten atanmıştır.12 Kasım 1933’tede asaleti tasdik edilmiştir.

Elbette onu Tokat Valiliğine götüren asıl başarısı özellikle 1930-1933 yılları arasında Ödemiş Kaymakamlığı’ndaki görevi sırasında göstermiş olduğu üstün başarılarıdır.

Sicil dosyası kayıtlarına göre 18.02.1933-19.03.1936 yılları arasında Tokat’ta, 01.04.1936-28.05.1939 yılları arasında Muğla, 02.06.1939-01.03.1943 yılları arasında Balıkesir Valiliğinde bulunduğu görülmektedir.

20 Mart 1936 Muğla’ya tayin edilen Recai Güreli, 1946 yılında yapılan tek dereceli milletvekili seçiminde 7.Dönemde Gümüşhane’den, 8.Dönemde de Tokat’tan Milletvekili olarak TBMM’ne katılmıştır.1950-1954-1957 seçimlerinde Muğla’dan CHP Milletvekili adayı olmuşsa da seçilememiştir.

Ferit Acunsel “Gerçeklerin Diliyle Tokat” adlı eserinde hizmetleriyle birlikte Vali Mustafa Recai Güreli’yi şöyle tanıtır:
“Tokat merkezi ile ilçeleri arasındaki yolları yaptırmış, Tokat Halkevi inşa ettirmiştir. Sıfat istasyonu, Fenni mezbaha, Devlet Hastanesi, Ortaokulu ve üç ilkokul binası inşa ettirmiş, on dört ilkokul binasının temelini attırmıştır. Su ile çalışan Elektrik Santralini kurmuş ,şehre gelen Çördük içme suyunun fenni tesisatı yaptırılmıştır . Niksar, Reşadiye arasındaki Kelkit Irmağı üzerine Fatlı köprüsünü kurdurmuş, Turhal Şeker Fabrikası ‘nın yapımında ve Kazova sulama kanallarının hazırlık projesinde büyük emeği geçmiştir. Ayrıca Tokat Cumhuriyet Alanı’nda bir Atatürk anıtı diktirmiştir.

Vali Recai Güreli 1923’ten beri gelen valilerin en çalışkanı ve en çok inkılapçı hamlelerle Tokat’ın kalkınmasını sağlayanı olarak bütün Tokat çevresinde ün salmış değerli bir idarecidir.”

Vali Recai Güreli döneminde yapılan çalışmalar Yeni Tokat Dergisi’nin 25 Nisan 1935 tarih ve 49 numaralı sayısında özetlenmiştir yazıyı aynen aşağıya alıyoruz:
1-Cumhuriyet meydanında 15500 lira bedelle Atatürk’ün heykeli yaptırılmıştır bununla beraber ilçelerde ayrıca 550 şer lira bedel ile birer büst yapılması müteahhide verilmiştir.
2-28,000 lira bedelle halkevi kurağı yaptırılmış ve 7,000 lira bedelle mobile getirilmiş ve 4,500 lira bedelle kalorifer tesisatı yaptırılmış halka ve gençliğe süzme düzgün bir yuva kurulmuştur.
3-67,500 lira bedelle bir memleket hastanesi yaptırılmış ve 18,000 lira bedelle ustasına verilen kalorifer ve asansör tesisatından kalorifer işi tamamlanmıştır. Asansör dahi elektrik işlerinin neticesinden sonra yapılmış olacaktır. Bu hastaneye ayrıca röntgende konulacaktır.
4-Hükümet önünden hastaneye kadar olan 100 metre mesafede bir bulvar yapılmıştır.
5-950 liraya yaptırılan ve Bayındırlık Bakanlığınca projesi onaylanan 56,600 lira keşifli Tokat şehri hidroelektrik örgünü işletilmeye başlanmış olup bir ay sonra da bitmiş olacaktır.
6-Şarımız sularının sağlığa dokunur olduğu göz önüne alınarak 3,000 liraya yaptırılan ve Bayındırlık Bakanlığınca projesi onaylanan 144,442 lira keşif bedelli fenni su örgesi –şebekesi- eksiltmeye konulmuş ve 142,500 liraya müteahhidine ihale edilmiştir.
7-Şarın haritası ve gelecekteki asri planı 3,700 lira karşılıkla isteklisi ustasına verilmiş ve yaptırılmakta bulunmuştur.
8-Yeni açılması kararlaştırılan bulvara rastlayan meydan çevresindeki birçok dükkân ve evler ilbaylığımızca satın alınarak işe başlamıştır.
9-İlbaylık merkezinde halkın et ihtiyacını sağlık kurumlarına uygun olarak temin edilmesi için laboratuvarlı büyük fenni bir hayvan kesim yeri yaptırılmış ve kesilen etlerin taşınması için et kamyonu satın alınmıştır.
10-6,500 lira bedelle damızlık hayvanların korunması için sıhhat istasyonu yaptırılmış ve 10 aygır 3 aygır merkep 11 kısrak satın alınmıştır.
11-Tokat merkezinde üç, Zile, Erbaa, Reşadiye, Niksar ilçelerinde yedi mektebin su basımına kadar temel atımı bitmiş ve bunlardan Tokat merkezinde bir danesi 39,900 lira bedelle müteahhide verilmiş ve işe başlanmış bulunuyor.
12-İlbaylık içerisindeki kamun merkezlerinde yaptırılacak bölge yatı okulları için lazım taş, kireç, kum, tuğla satın alınmıştır. Pazar, Dökmetepe, Erbaa’nın Kara kaya. Sonusa, Bidevi, Kozlu , Kamun merkezlerindeki mektepler müteahhidine ihale edilmiş ve çalışmaya başlanmıştır.
13-Ziraat işlerinde birçok arazi istimlak edilmiş ve bir numune bahçesi yapılmış ve yeni fidanlar dikilmeye başlanmıştır.
14-Turhal -Tokat yolu düzgünce yapılmış ve bekçi kulübeleri yaptırılmıştır. Bu senede Tokat -Çamlıbel yolu yaptırılmaktadır. Tokat, Niksar, Reşadiye yolları düzetilmiştir.
15-Dökmetepe’de örnek köyü kurmaya başlanılmıştır.
16-Kazova’yı sulayacak ve 200 bin dönüm arazinin istifade edeceği bir su harkı açılması için gereken işler yapılmaktadır.
Bu denli başarılı bir valinin hükümet tarafından mükâfatlandırılmaması elbette düşünülemezdi. Biz Tokat’taki görevi sırasında aldığı takdirnameleri aşağıya alıyoruz.
*15.01.1935: Vilayet mıntıkasındaki hayvanatın ıslahı ve adetlerinin çoğaltılması yolunda gösterdiği ciddi ve yakın alakaya binaen ( ziraat vekili)
*16.07.1935: Vilayette kısa bir zaman zarfında diğer vilayetlere örnek olacak şekilde modern ve son terakkiyata uygun bir hastane yaptırdığımdan ( Sıhhat ve İçtimai Muavenet vekili )
*30.09.1935: vilayet içindeki yol ve bina işlerinde hususiyle yolların daimi bakımında çok iyi bir surete çalıştığından ( Nafia vekili )

Ülkemize büyük hizmetlerde bulunan Vali Recai Bey’in Münevver Hanımla olan evliliğinden Muzaffer adında bir evladı olmuştur. Rumca ve Fransızca bilen vali emeklilik sonrası hayatını sürdürdüğü Ankara’da, 1 Mayıs 1960 tarihinde ölmüştür.

Hasan AKAR

7-Hasan Faiz ERGÜN

(1936-1939)

Afyon Bolvadin kazası naiplerinden (kadı)Ahmet Tayyip Efendi ile Münire Hanımın oğlu olan Hasan Faiz ERGUN,1884 yılında bugünkü Bulgaristan toprakları içinde bulunan Karinâbad kasabasında doğdu. Orta öğrenimini Filibe Rüştiyesi ile Mercan İdadisi’nde tamamladı.

7 HASAN FAİZ ERGUNMekteb-i Mülkiye’den 1908 ‘de mezun oldu. 24 Aralık 1908’de tayin edildiği Konya Vilayeti Maiyet Memurluğunda stajını tamamlayarak kaymakamlığa terfi etti.

11 Mart 1910’da Elmalı,2 Şubat 1913’te Ereğli (Konya) kazaları kaymakamlıklarına,13 Nisan 1916’da Bursa Vilayeti Muhacirin Müdürlüğüne,4 Temmuz 1918’de Yenişehir (Bursa), 8 Nisan 1919’da Gemlik,20 Nisan 1920’de Lâpseki,25 Ekim 1921’de Oltu Kaymakamlığına atandı.

9 Ekim 1922’de 3.Sınıf Mülkiye Müfettişliğine atanan Hasan Faiz,9 Mayıs 1923’de Kars Sancağı Mutasarrıflığına,Kars Vilayet olunca da Kars Valiliğine terfi etti.

İçişleri Bakanlığındaki 790 numaralı sicil dosyasına göre 02.05.1923 – 02.02. 1924 tarihleri arasında Kars, 19.02.1924-30.05.1926 tarihleri arasında Erzincan,26.06.1926 -16.02.1928 tarihleri arasında Çorum, 27.02 1928-02.02.1931 tarihleri arasında Antalya,25.05.1931-14.03.1936 tarihleri arasında Diyarbakır,28.03.1936-24.05.1939 tarihleri arasında Tokat valiliklerinde bulundu.

Nerime Hanımla evliliğinden bir erkek diğeri Birnur adında bir kızı oldu. Hasan Faiz Ergun, iyi derecede Arapça, Farsça, Bulgarca ve Fransızca bilen bir yöneticidir.

Hasan Faiz Ergun, 19.02.1936 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla Tokat Valisi Mustafa Recai Güreli’nin Muğla’ya tayin edilmesi üzerine Tokat Valiliğine atanmıştır. Üç yıl kadar Tokat’ta görev yapmış, Bakanlar Kurulu kararıyla 13.05 1939 tarihinde Bakanlık emrine alınmıştır.(Mevcut kayıtlarda bu ayrılışla ilgili kısa süreli tutarsızlıklar mevcuttur)Bu görevde iken 17.04.1941 tarihinde emekliye sevk edilmiştir.

Emeklilik kararına Şûrâ-yı Devlet’te (Danıştay)dava açarak itiraz etti.1941 yılında alınan kararla emeklilik işlemini bozdurarak 24 Şubat 1942’de Üçüncü Umumi Müfettişlik Baş müşavirliğine atandı.
Haziran 1946 ‘da İstanbul İl İdare Kurulu Üyeliğine tayin edildi. Bu görevde iken 1 Ocak 1948 tarihinde emekli oldu.22 Temmuz 1957 tarihinde ikamet ettiği İstanbul’da vefat etti.

Hasan Faiz Ergun’un Tokat’a atanmadan önce görev yaptığı Diyarbakır Valiliği sırasındaki farklı uygulamaları o günün şartlarında dikkat çekmiştir. Bunlardan biri de Diyarbakır surlarından bir bölümünü değişik noktalardan şehir hava almıyor, bulaşıcı hastalıklara sebep oluyor gerekçesiyle yıktırmasıdır. Hatta 1932 yılında Diyarbakır’da bulunan Fransız Sanat Tarihçisi, Seyyah Albert Gabriel’i (1883-1972) surların yıkılmasına karşı çıkıyor diye üç gün casusluk şüphesi ile cezaevinde gözaltına aldırmıştır. Gabriel’in fotoğraf makinesi ve filmlerine el konulmuş, vali ile görüşme isteği de kabul edilmemiştir. Bunun dışında bu yıkımın karşısında duranlar İstiklal Mahkemesinde yargılanmıştır.

Tokat’ta görev yaptığı süre içinde önceki Vali Mustafa Recai Güreli döneminde temelleri atılan ilkokulları tamamlattı. Şehre modern bir sinema kazandırdı. (Bu sinema 1939 yılında meydana gelen depremde tamamen yıkılmıştır. Daha sonra yapılan incelemede müteahhidin donmuş çimentoları bir handa döğdürerek bu binanın inşasında kullandığı tespit edilmiştir.)Yine daha önce projelendirilen Çördük suyunun şehre getirilmesini sağladı. Yeşilırmak üzerine Gümenek Regülatörü konulması ve Kazova sulama kanallarının ihalesi gerçekleştirildi. 

29 Nisan 1939’da Beybağı’nda şehir içme suyu temel atma töreni yapılmıştır. Törende Vali Faiz Ergun ve Belediye Başkanı Dr. Remzi Topçam birer konuşma yapmışlardır. Halkın iştirak ettiği bu törende çeşitli ikramların verildiği o günkü gazetelerde yer almıştır.

Tokat Yeşilırmak Gazetesi’nin 14 Şubat 1939 tarihli nüshasında Vilayet Umumi Meclisi’nden İzahatname başlığıyla yayınlanan habere göre 9 Şubat 1939 tarihinde Vali Hasan Faiz Ergun başkanlığında toplanan mecliste görüşülen bazı faaliyetleri aşağıya alıyorum:
1.Tokat-Turhal İstasyonuna ve buradan da Amasya hududuna bağlayan vilayetin en işlek yollarından biri olan 57 km boyundaki yolun ancak 46 kilometresi iyi iken bu yılda 9 kilometre şose olarak yapılmıştır.3 kâgir menfez inşa edilmiştir.2 kilometrelik yol da gelecek dönemde yapılacaktır.
2.Vilayetin mühim yollarından biri olan ve Niksar’dan Samsun hududuna giden 99 kilometre boyundaki yolun ancak 30 kilometresi şose iken bu sene 22 km daha yapılmıştır. Bu yol üzerinde 11 adet betonarme köprü ve menfez yapılmış, bir köprü de tamir edilmiştir.
3.Niksar’dan Ünye hududuna devam eden 20 km boyundaki bozuk şosenin başlangıcındaki 2 km’lik bölümüne devam edilmektedir.
4.46 km boyundaki Tokat-Sivas yolunun ancak 20 kilometresi iyi şose kalan bölümü tamamen bozuk iken bu yoldaki iyi şosenin boyu 30 km’ ye çıkarıldığı gibi 10 kilometresi de tamir olmuştur.
5.23 km. boyundaki Reşadiye-Koyulhisar yolunun 18 km’ si tamamen ham yol iken bu yolda da kayıcı malzeme kaldırılmış ve genişletilerek geçit temin edilmiştir. Halen bu yolun 5 km’ si şose halindedir.
6.Tamamen araba yolundan ibaret olan 6 km’lik Pazar-Dökmetepe yolunun 3 km’si imalatlı tesviye haline getirilmiş olduğu gibi bu yolda kâgir ayaklı ,ahşap tahliyeli 4 tane de menfez yapılmıştır.
7.26 kilometreden ibaret bulunan Turhal-Zile istasyon yolu üzerinde ancak 10 km iyi şose mevcut iken bu iyi şosenin boyu 18 km’ye çıkarılmıştır.8,5. kilometrenin de yapımına devam edilmektedir.
8.Merkez kazada meydan semtinde ortaokul binası karşısında Şehreküstü Hamamı bitişiğine Nafıaya ait yeni bir garaj inşa olmuş, üst katına Nafia Dairesi taşınmıştır.
9.Sıtma ve frengi hastalığıyla ilgili mücadele çalışmalarına devam edilmiştir.
10.Tokat’ta bir aygır deposu yapılmış, kazalara sıfat(üretme) istasyonları kurulmuştur.
11.Turhal’da İnek Yetiştirme Çiftliği kurulmuştur.
12.Niksar-Reşadiye yolu üzerine yapılan Fatlı köprüsünün kesin kabulü gerçekleştirilmiştir.
13.Bazı tarihi eserlerin restorasyonu yapılmıştır.

Bu dönemde Genel Kurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak Paşa 25 Ağustos 1936 tarihinde maiyetiyle birlikte Tokat’a gelmiş, askeri birlikleri denetledikten sonra Vali Hasan Faiz Ergun başta olmak üzere Tokat eşrafıyla bir araya gelerek şehrin problemlerini dinlemiştir.

Halkevi kültür sanat çalışmalarına bu dönemde de büyük bir ağırlık verilmiş, halkevi toplantıları düzenlenerek şehirde yapılan gelişmeler ve yapılması gereken işler tartışılmıştır. Farklı bir uygulama ile halkevi izcileri ve yöneticileri uygun zamanlarda köyleri ziyaret ederek kültür-sanat çalışmalarının yanı sıra halkın dertlerini dinlemişlerdir. Tokat Halkevi sahnesi raylarla hareket eden dönemine göre Ankara Halkevinden sonra ülkemizde ikinci derecede değerlendirilen dekor edilmiş bir yapı özelliği taşımıştır.

Cumhuriyetimizin 15.Kuruluş yılı ülke genelinde olduğu gibi Tokat’ta da halkın katılımıyla büyük törenlerle kutlamıştır. Programlar çerçevesinde Vali Faiz Ergun’un daha önce görev yaptığı Diyarbakır’dan sporcular davet edilerek Eylül 1938’de Tokat-Diyarbakır ve Tokat – Samsun-dostluk maçları yapılmıştır. Artova’da at yarışları tertip edilmiştir.

Cumhuriyet meydanını genişletme çalışmalarına Vali Hasan Faiz Ergun döneminde de devam edilmiş, şehrin imar planı ilgili bakanlıkça onaylanmıştır.

Erbaa ovasının ıslah ve sulama projesi ile birlikte Niksar ovasındaki Kelkit’in taşkınlarına mani olmak üzere nehir yatağı ıslah çalışmaları ve bataklık kurutulması projesi hazırlıkları tamamlanmıştır. Kazova Sulama kanallarına su temin etmek ve tahliyesini sağlamak amacıyla Gümenek Regülatörünün ihalesi yapılmıştır.

Tokat’a önemli hizmetleri geçen Vali Hasan Faiz Ergun, 23.05 1939 tarihinde mülki, mahalli erkân ve büyük bir halk topluluğunca yapılan uğurlama ile şehrimizden ayrılmıştır. Yerine atanan Selahattin Üner gelinceye kadar Artova Kaymakamı Mustafa Özmat, valilik görevini vekâleten yürütmüştür.

Hasan AKAR

8-Mehmet Selahattin ÜNER

(1939-1940)

Binbaşı Hamza Bey ile Şevkiye Hanım’ın oğludur. 1894 de İstanbul’da doğdu. Vefa İdadisinde lise öğrenimini tamamladıktan sonra Ekim 1914 de Mülkiye’den iyi derece ile mezun oldu. Mezuniyetinden sonra hemen silah altına alındı.1.Dünya savaşı süresince yedek subay olarak görev yaptı ve Nisan 1919’da terhis edildi. Bir süre serbest kaldıktan sonra Anadolu’ya geçerek Milli Hükümet emrine girdi.

8 MEHMET SELAHATTİN ÜNER4 Mayıs 1920 de Gebiz,11 Ağustos 1920 de Kemer,28 Mart 1921 Serik Nahiye Müdürlüklerine getirildi. Serik Nahiyesi Müdürü iken 6 Eylül 1921 de 2. defa silahaltına alındı. İstiklal Savaşı süresince Garp Cephesi emrinde Muhabere Yedek Teğmeni olarak hizmet gördü.17 ağustos 1923 de terhis edildi.

4 Aralık 1923’ de Buldan,9 Mayıs 1925’ de Garbi Karaağaç (Acıpayam) ,9 Ağustos 1926’da Siverek kazaları Kaymakamlıklarına,16 Ağustos 1928 de Dâhiliye Vekâleti Vilayetler İdaresi Müdür Muavinliğine, 30 Temmuz 1930’ da aynı bölümde 1.Şube Müdürlüğüne ve Umum Müdür Muavinliğine, 1 Şubat 1933’de Ankara Vali muavinliğine atandı. Ehliyet ve başarısı göz önüne alınarak unvanı Ankara Vali muavinliğinden Valiliğe yükseltildi.

14 Haziran 1939’ da Tokat, (Bazı kaynaklarda Vali Selahattin Üner’in Mayıs 1939’da Tokat’ta göreve başladığı belirtilmekte ise de elimizdeki mevcut arşiv kayıtlarımızda da Haziran ayında göreve başladığı görülmektedir), 26 Ağustos 1940’da Çoruh ( Artvin ) ,11 Aralık 1941’ de Isparta Valiliğine, 21 Kasım 1942’ de Bilecik Valiliğine, 17 Haziran 1946’ da 1.Genel Müfettişlik Baş müşavirliğine tayin edildi.

Bu son görevinden 1 Ocak 1948 ‘de emekliye ayrıldı. Emekli olduktan sonra yerleştiği Ankara’da 15 Şubat 1954 Pazartesi günü vefat etti. Leman Hanımla evli olup bir kız, iki erkek evlat babasıdır. Fransızca bildiği sicilinde yazmaktadır. Üner, İstiklal Savaşındaki başarılarından dolayı Kırmızı şeritli istiklal madalyası ile taltif edilmiştir.

Vali Selahattin Üner’in Tokat’a gelişi o günkü gazetelerde şöyle anlatılmaktadır:
“Tokat Valiliğine tayin buyurulan Ankara Vali Muavini Bay Selahattin Üner Tokat’a giderken Zile İstasyonunda başta Kaza Kaymakamı Nami Ünal olduğu halde memurin, halk, sporcu ve izciler tarafından karşılanmıştır. Hazırlanan büfede şereflerine çay verilmiştir. Memleket ihtiyaçları hakkında ciddi ve samimi hasbihâllerde bulunulmuştur. Vali refakatında kaymakam olduğu halde Tokat’a hareket etmiş ve aynı tezahürat ile uğurlanmıştır.(27 Haziran 1939 Yeşilırmak Gazetesi)”
“ Vali Selahattin Üner, Turhal’a gelişinde Vali Vekili, Belediye Reisi, Turhal Şeker Fabrikası Müdürü, resmi ve mahalli zevat ve halk tarafından karşılanmış, Turhal Halk Partisi binasında hazırlanan çaya davet edilmiştir. Otomobille hareket eden Valiyi Tokat Ortaokulu önünde Korgeneral Galip Türker askeri bando ile karşılamıştır. Törende mülki ve mahalli erkân ve halk da hazır bulunmuştur. (16 Haziran 1939 Yeşilırmak Gazetesi)”

Tokat’a gelişinden kısa bir süre sonra Hatay’ın anavatana katılması münasebetiyle Tokat’ta da büyük kutlamalar yapılmış devlet büyüklerine telgraflar çekilmiştir.
Cumhuriyet Meydanında Vali Selahattin Üner, Kolordu Komutanı Korgeneral Galip Türker, Belediye Reisi Remzi Topçam, mülki ve mahalli erkân, okullar, Halkevi yöneticileri ve halk toplanmıştır. Askeri bandonun İstiklal Marşını çalmasının ardından Halkevinin genç hatiplerinden Fikret Altunel, Hulusi Yetişkin ve Fahri Alpay bire konuşma yapmışlardır. Onuncu yıl marşı söylenip anıtın etrafında meşaleler yakılmış, fener alayı düzenlenmiştir. Bu milli sevinci paylaşmak için telgraflar çekilmiştir:
“Sayın Fevzi Çakmak
Genel Kurmay Başkanı
ANKARA
Hatay’ın anavatana iltihakını büyük bir sevinçle karşılayan Tokat halkı bugün Cumhuriyet meydanında toplanarak yüksek sevk ve idareniz altında Türk Ordusunun Afyon ve Dumlupınar’da millete kazandırdığı müstakil ve mesut bir vatandan sonra Cumhuriyet hükümetimizin harici siyasetimizdeki dahiyane sevk ve idaresi sayesinde Türklerin yaşadığı bu vatan toprağının da anavatana bağlanmasından dolayı ebedi minnettarlıklarını coşkun bir suretle izhar ettiklerini en derin tazimlerimle arz eylerim.
Vali ve İl Yönetim Kurulu Başkanı
S.Üner”

Bu dönemde önceki vali Faiz Ergun zamanında başlatılan işlerin tamamlanması için çalışılmış ancak 1939 Aralık ayının son günlerinde meydan gelen deprem bütün bu çalışmaların aksamasına hatta dokuz ay sonra Vali Selahattin Üner’in görevden alınmasına sebep olmuştur.

Yapılan işlerin en önemlilerinden biri de Kazova sulaması ile ilgili yapılan büyük çalışmalardır. 18 Haziran 1939 tarihinde Kazova Sulama Kanal Hafriyatına başlanması için Gümenek Köprüsünde bir tören yapılmıştır. Tokat halkı çok önemsediği bu tören için otobüslerle Gümenek’e taşınmıştır. Bir bayram havası içinde geçen törende önce İstiklal Marşı okunmuş sonra Vali Selahattin Üner , Kurmay Başkanı Albay Cevat, Belediye Başkanı Dr. Remzi Topçam, Tokat Saylavı (milletvekili) Sıtkı Atanç, Tokat Ortaokulu Türkçe Öğretmenlerinden Bay Fikret (Altınel), çiftçiler adına Bay Fevzi Çubukçu, Samsun Mıntıkası Su İşleri Bölümü Yüksek Mühendisi Bay Sabri Talay birer konuşma yapmışlardır.

Törene Samsun, Amasya, Turhal ve Zile’den çok sayıda kişi katılmıştır. Ayrıca Zile Kaymakamı Bay Nami’de (Ünal) bu törene iştirak etmiştir. Törene katılan halk validen yüksek makamlardaki ilgililere teşekkür edilmesini istemişlerdir. Davet edilen törene katılamayan Başvekil Dr. Refik Saydam, Nafia Vekili Ali Fuat Cebesoy’un tebrikleri okunmuştur.

Nafia Vekâleti 1.556.000 lira bu iş için ödenek tahsis etmiştir. 1200.000 dönümlük arazinin büyük bir kısmının sulanması düşünülen proje de Tozanlı Irmağının kaldırılması da hedeflenmiştir.

Vali Selahattin Üner’in bu törendeki konuşmasından kısa bir bölüm aktarıyoruz: (23 Haziran 1939 Tarihli Yeşilırmak Gazetesi)
“Sayın dinleyicilerim.
Cumhuriyet Hükümetimizin esaslı prensiplerinden biri de muntazam bir program altında, memleketin zirai mıntıkalarında sulama tesisatı yapmak ve bu mıntıkaların mahsul verimini ve kabiliyetini inkişaf ettirmek , müstahsillerimizin yüzünü güldürmek ve kendilerini Cumhuriyetin bütün feyzi nimetlerine kavuşturmaktır.
Bugünkü iktisadi vaziyetten mahreç piyasalarında Türk mahsullerinin bereket ve nefasetini temin ve rekabette üstünlüğünü muhafaza eylemek, ziraatta ve sulamada fennin bütün terakkiyatından istifade ile olur. Bu vaziyeti eski ziraat usullerimizle temin edemeyiz. Artık kara sapanla ekip havadan su beklemek ve işi mukadderata terk edip sonra mahrumiyetle karşılaşmak gibi sıkıntılı vaziyetlere sulama tesisatı ile çiftçilerimize veda ettireceğiz.

İş bu tedbirler cümlesinden olmak üzere Kaz ovası sulama ameliyatına 1.454.000 lira tahsis edilmiştir.
Milli bütçemizin bu günkü bin bir ihtiyaç karşısında mıntıkamıza ayırdığı bu paradan dolayı Milli Şefimize ve sayın vekillerimize candan ve samimi tazimatımızı arza sizden müsaade isteyeceğim. 120.000 dekarlık bir araziyi sulayacak olan bu ameliye için kıymetli Samsun Bölgesi Su İşleri Müdürüne ve bu işi üzerine alan Hathas Şirketine başarılar dilerim.”

Yine bu dönemde vilayetimizde bir Fidanlık kurulması hakkında Baş Vekalet Yüksek Makamına ve Ziraat Vekaletine dilekçeler gönderilmiş, bu istek ilgili makamlarca incelenerek bir ziraat şehri olan Tokat’ta Fidanlık kurulması çalışmalarına başlanacağı bilgisi sevinçle karşılanmıştır.

Diğer taraftan şehri ilçelere ve komşu şehirlere bağlayan yol çalışmalarına devam edilmiştir. Tokat-Niksar yolu, Niksar-Ünye yolu, Tokat-Turhal-Amasya yolu, Niksar-Erbaa yolu, Tokat-Sivas yolunun bazı bölümlerinin ihaleleri yapılmıştır.

26-27 Aralık 1939’da ülkemizi yasa boğan binlerce vatandaşımızı kaybettiğimiz Erzincan depremi vuku bulmuştur. Bölgemizi de büyük ölçüde etkileyen depremde ilk belirlemeler göre (1 Ocak 1940 tarihli resmi bilanço) Niksar’da 200 ölü 300 yaralı, 3’ü resmi olmak üzere 700 ev yıkılmıştır. Erbaa’da 590 ölü 1100 yaralı vardır. Devlet süratle vatandaşın yaralarını sarmaya çalışmıştır.

Cumhurbaşkanı İsmet Paşa 1 Ocak 1940’da Tokat-Niksar,2 Ocakta Turhal’ı ziyaret eder. Yanında Dâhiliye Vekili Faik Öztrak, Sıhhat İçtimai ve Muavenet Vekili Hulusi Aktaş, Donanma Umum Komutanı Korgeneral Cemil Cahit Toydemir vardır. Bu gezi sırasında talihsiz bir olay yaşanır. İsmet Paşa Niksar’a giderken makam otomobili Cilgori’de (Gökdere) çamura saplanır. Depremde Cilgori Karakolu da tamamen yıkılmıştır. Burada incelemelerine devam ederken otomobil halkın yardımıyla çamurdan çıkarılır ama İsmet Paşa çok sinirlenir ve valiyi azarlar. Ayrıca valinin depremden ancak 3 gün sonra oralara gitmesinden, yaptığı çalışmaların yetersizliğinden dolayı ona kızgındır. Cumhurbaşkanı İsmet Paşa Ankara dönüşü gereğini yapar. Bakanlar Kurulu kararıyla 19.01.1940 tarihinde Vali Selahattin Üner Bakanlık emrine alınır yerine Siirt Valisi İzzettin Çağpar atanır.

Hasan AKAR

 

9-İzzettin ÇAĞPAR

(1940-1945)

         1893 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Miralay (albay) emekli, şair Muhittin Bey, annesi Şadiye Hanım’dır. (Muhittin Mekki , 1874 Mekke doğumlu olup Arapkirlioğlu olarak bilinen ve çok sayıda eser veren bir kültür adamıdır. 1936’da vefat etmiştir) İzzettin (Çağpar) Selanik Feyz-i Âti Mektebinde orta öğrenimini tamamladı.20 Kasım 1915’te Mülkiyeyi bitirdi. Aralık 1915’de silahaltına alındı. Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar yedek subay olarak askerlik yaptı. Aralık 1918’de terhis edildi.

Ocak 1920’de Rusûmat (Gümrükler) Umum Müdürlüğü Muhafaza Memurluğuna tayin edilerek devlet hizmetine girdi. Bu kuruluşun çeşitli kademelerinde 1925 Ekim’ine kadar çalıştı. Bu tarihte görevinden ve memuriyetinden istifa ederek 1928 yılına kadar serbest çalıştı.
18.2.1928 tarihinde Konya Tahrirat Müdürlüğü ile kamu hizmetine döndü.26.9.1929-6.9.1930 tarihleri arasında Akşehir Kaymakamlığında 6.9.1930-10.2.1934 tarihleri arasında Üsküdar Kaymakamlıklarında bulundu. Bu görevden Trakya Umumi Müfettişliği Yazı İşleri Müdürlüğüne atanarak 11.4.1935 tarihine kadar sürdürdü.11.4.1935-19.1.1936 tarihleri arasında Vize Kaymakamlığı yaptı. Buradan İçişleri Bakanlığında önce Mahalli İdareler Umum Müdürlüğü Yardımcılığı ,sonra da Emniyet Umum Müdürlüğü Yardımcılığı görevlerinde bulundu.
Mart 1939’da valiliğe terfi etti. Sırasıyla Siirt Valiliğinde (14.03.1939-21.10.1940 ),Tokat Valiliğinde 21.10.1940-26.09.1945),Konya Valiliğinde (13.10.1945-11.11.1946),Ankara Valiliğinde ve Belediye Başkanlığında (26.11.1947-09.02.1948),Samsun Valiliğinde (28.02.1948-13.02.1950) bulundu. Samsun Valiliğinden emekli oldu.

10 Ekim 1954 tarihinde vefat etti (Bazı kaynaklar vefatını 1952 olarak göstermektedir) ve Feriköy Kabristanlığına defnedildi.

1930 yılında Akşehir Kaymakamı iken Atiye Hanım’la yaptığı evlilikten 1935 yılında Argon ve 1941’ de Ömer adında iki erkek evladı oldu. Çağpar, iyi derecede Fransızca bilen, yağlı boya ve suluboya resim yapma, müzik ve şiir yazma yeteneğine sahipti.

“Köyde Hakiki Reform ve İdeal Köycülük” adlı 1949 yılında yayınlanan eserin sahibidir.(TBMM Tutanaklarında bu eserin 1000 adet basıldığı ve 3000 lira para ödendiği bilgisi mevcuttur)
1939 Erzincan merkezli Reşadiye, Niksar, Erbaa, Taşova’yı etkileyen depreminin bıraktığı sıkıntıların Tokatlıların yüreklerini sızlattığı bir sırada Siirt Valiliğinden naklen gelen İzzettin Çağpar, zekâ, liyakat, bilgi ve azim gibi dört büyük kıymeti üstünde toplamış bir vali olduğunu kısa zamanda göstermiştir. Onun döneminde Tokat büyük felaketler yaşamıştır.1939’ da ki şiddetli Erzincan depreminden sonra 1942-1943 yıllarında meydana gelen depremler yine çok sayıda can ve mal kaybına sebep olmuştur. Ayrıca 1Nisan 1940’da 3 gün aralıksız yağan yağmurlar neticesi Kelkit ve Yeşilırmak taşmış, köprüler yıkılmış, Turhal yolu kapanmış, Samsun’dan getirilen kayıklarla halka yardım edilebilmiştir.

Depremde gösterdiği cesaret, tedbir alma ve onarma gayreti Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün yüksek takdirlerine mazhar olmuştur.

Tokat ve ilçelerindeki depremin bilançosu ağır olmuştur. Fay hattının kırılması sebebiyle yollar da ağır hasar meydana gelmiş bu da deprem mahallerine ulaşımı geciktirmiştir. Reşadiye’deki Jandarma Karakolunda infilak olmuş akabinde yangın çıkmış, askerler yanarak şehit olmuşlardır. Resmi bilançoya göre 998 kadın 844 erkek olmak üzere 1842 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.. İzzettin Çağpar Tokat’ta ilk önce Depremin yaptığı tahribatı kısa sürede gidermeğe çalışmış, zarar gören ilçe, nahiye ve köylerin kısa zamanda yeniden imar edilmesine gayret etmiştir. Devletten temin edilen ayni ve nakdi yardımlarla halkın yaraları sarılmaya çalışılmıştır.
Özellikle depremde en büyük zararı gören Erbaa ilçesini eski merkezin 3 km kuzeyinde yeniden kurulmasını planlatarak iki yıl içinde yeni bir ilçenin kurulmasını başarmıştır. Bu çalışmalarında zamanın Erbaa Kaymakamı Ziya Kasnakoğlu ile beraber çalışmışlardır. Depremden sonra 1 Ocak 1940’da Tokat’a gelen Cumhurbaşkanı İsmet İnönü: ”ÇAĞPAR Yapar” cümlesiyle İzzettin Çağpar’ın başarı ve liyakatini ortaya koymuştur.

Bu konu ile ilgili Almus’ta görev yapan Yazar Talip Apaydın’ın (1926-2014)” Akan Sulara Karşı” adlı eserinde de Almus Nahiye Müdürünün ağzından apayrı bir bilgi aktarılır. (Araştırmacı Özgür Umut Pelitli’ye bu hususta gönderdiği bilgi için çok teşekkür ediyorum.)
Depremden sonra dış ülkelerden yardımlar gelir. Almus’a da Romanya’dan kereste gönderilir. Evler, okullar, resmi binalar yapılmaya başlanır ama işler gereği gibi yürümez. Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ Ankara’dan ikide bir emir verir. “Çabuk olun kış gelmeden yapıları bitiriniz” şeklinde Vali Bey de Almus Bucak Müdürünü arayıp sıkıştırır. Günün birinde Tokat’a bir haber gelir.” Cumhurbaşkanı İsmet Paşa gelecek yapılan işleri denetleyecek” diye.
Vali İzzettin Çağpar telefonla Bucak Müdürünü arar ve talimat verir.
-Yarın şu saatte sizin orada olacağız. Ne kadar adam varsa ellerine birer keser, çekiç, balta tutuştur ve hepsini çatıya çıkar. Durmadan vursunlar ağaçlara. Bucak Müdürü:
-Peki, Efendim, öyle yapıyorlar. Diye cevap verir.
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü meydana iner. Bir bakar ki çevreye müthiş bir takırtı . Uzanıp iri yarı Valinin omzuna vurur:
-Çağpar, yapar!
Otomobile binip ayrılırlar.
O dönemde Niksar’da ortaokul, Tokat merkezde Kız Sanat Okulu ve Enstitüsü ile Erkek Sanat Okulu, Beden Terbiyesi Bölge binası, Numune Fidanlığı yapılmıştır. Tokat’ın girişin yolunu Çağpar Mahallesi olarak bayındır hale getirmiştir.
Tokat Belediye Meclisi büyük hizmetlerine binaen Vali İzzettin Çağpar’ı Tokat’ın Fahri Hemşeriliğine kabul etmiştir. Ayrıca deprem sonrası hasar gören Tokat’a bağlı olan 60 hane ve 356 nüfusa sahip olan Yemişbüken köyünün Taşova adıyla ilçe olması için çalışan valiye Taşovalılar da hemşeriliklerine kabul etmişlerdir. Taşova 4 Ağustos 1944 tarih ve 4448 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ilçe olmuştur.1953 yılında da Bakanlar Kurulu Kararıyla Amasya iline bağlanmıştır. Erbaa’da bugün onun adını taşıyan bir cadde bulunmaktadır.
Tokat Valiliği sırasında aldığı takdirnameler:
“Depremde yıkılan ve hasara uğrayan binalardan yüzde 92’sinin yeniden yaptırılmasındaki kıymetli çalışmalarından dolayı 28.01.1941 tarihinde Başbakanlıkça ve 21.12.1942 de Valilikçe,
“Bugünkü müşkül şartlara rağmen yol işlerindeki başarılı çalışmalarından dolayı1 30.07.1943 yılında Bayındırlık Bakanlığınca,
“Toprak Mahsulleri Vergisi işlerindeki olağanüstü çalışmalarından dolayı”17.05.1945 tarihinde Maliye Bakanlığı’nca,
“Depremden büyük zarar gören Niksar e Erbaa Kazalarındaki imar işlerinde ve Erbaa’nın Ardıçlık mevkiinde yeniden kurulmasında gösterdiği başarıdan dolayı” 26.09.1945 ‘de Bayındırlık Bakanlığı’nca,
“Genel Nüfus Sayımındaki büyük iti bir itina ile doğrulukla yapılmasında gösterdiği üstün başarıdan dolayı” İstatistik Genel Müdürünün önerisi üzerine 05.11.1945’de İçişleri Bakanlığı’nca birer takdirname ile ödüllendirilmiştir.

Araştırmalarımız sırasında farklı, titiz bir kişiliğe sahip olan Vali İzzettin Çağpar’la ilgili o dönem Konya Maiyet Memuru olan Emekli Vali Abdullah Asım İğnecilerin iki anısı dikkatimi çekmişti:
“Vali beyin yanında bulunduğum bir sırada Sümerbank Satış Mağazası Bölge Müdürü makama gelerek İngiltere’den getirtilen kumaşların satışa çıkarılmadan önce arzu buyururlarsa görebileceğini söyledi. Birlikte Sümerbank mağazasına gittik. Vali Bey metresi 15 liradan iki takım elbiselik kumaş kestirdikten sonra müdür beye şu emri verdi.
-Kalan kumaşı Ankara’ya iade et. Kumaşımı Konya’da başkasının sırtında görmek istemem.”
Konya’da iken çıkardığı bir genelge ile hükümet konağında kahve içilmesini yasaklamıştı. Bir sabah hükümete girerken bir kahveci çırağının kahve tepsisiyle içeri daldığını görür ve peşinden gider. Kahveler Başsavcı odasına gitmektedir. Biraz sonra koridorda bir şangırtı kopar. Fincanlar ve kahveler yerlere savrulur. Ertesi günü Başsavcı Valiyi ziyaret eder. Çağpar’ da yaptığı hareketten biraz müteessir olmuştur. Ancak ziyarette kahve konusu edilmez. Başsavcı makamdan çıkarken Vali Kahveci çırağının lakaytlığına kızdığını belirterek bu olaydan rahatsız olduğunu ifade eder.

Vali İzzetin Çağpar, dil çalışmalarını gönülden destekleyen, yöneticilik yaptığı yerlerde her alanda Türkçe’nin kullanılmasına önem veren bir şahsiyettir. Siirt Valiliği sırasında yayınladığı bir genelge ile Türkçe dışında bir dil kullanılmasını yasaklayarak, kullananlara 1 Mecidiyelik para cezası uygulatır. Yine Siirt’teki görevi sırasında daha önce Fransızların işgali altındaki Suriye’ye kaçarak, Fransızların desteğiyle geceleri Türkiye’ye sızıp eşkıyalık eden 43 kişiyi yaptığı bir proje çerçevesinde Türkiye’ye getirtip eylemlerinden vaz geçirtir. Devletten aldığı yetki ve sorumluluk içinde o kişileri ikişer, üçer değişik köylere yerleştirir. Affedilen bu kişilerin mağdur olmamaları için de arazi, hayvan ve para yardımı yapılır. Bu üstün gayretlerinden dolayı da taltif edilir, gözde valiler arasına girer. Tokat Valiliğine tayini de bu başarıların bir neticesi olarak değerlendirilir.
Tokat’taki eğitim çalışmalarını ortay koyan bir örneği de Sıdıka Avar’ın “Dağ Çiçekleri “ eserinde okumuş, bu konuda da Tokat Gazetesinde bir makale yayınlamıştım.

1942 Ekim ayının son haftası Tokat, sonbaharın yağmurlu, soğuk günlerini yaşamaktadır. Elazığ Kız Enstitüsü Müdür yardımcısı Sıdıka AVAR açılışı bir türlü gerçekleştirilemeyen Tokat Kız Enstitüsü‘ne kurucu müdür olarak atanmıştır. Okul Setenciler Sokağı’nda terk edilmiş dört katlı eski bir Ermeni konağıdır. Tokat’a tayin edilen on beş branş öğretmeni de Tokatlının misafirperverliği içerisinde eşrafın evinde ağırlanmaktadır. Öğretime açık sandığı okula gelen AVAR’ın önce morali bozulur ama süratle kendini toparlar. Yıl içindeki bütün yoğun çalışmaya rağmen okulun hâlâ tamire muhtaç sınıfları, camları takılacak çerçeveleri, onarılacak bölümleri vardır. Ayrıca henüz badanası bile yapılmamıştır. Milli Eğitim Müdürü ile birlikte Vali İzzettin ÇAĞPAR’ın makamına çıkarlar. Vali, onları iyi karşılar. Okulun bir an önce öğretime başlaması için tamirat konusunda yardım isterler. Sıdıka Avar, geceleri de onarımın devam edebilmesi ve işçilerin başında durabilmesi hususunda izin ister.  Vali ÇAĞPAR, bu genç müdirenin izin isteğine önce şaşırır, sonra bir kahkaha atar ve ekler: “Olur”
İdealist eğitimci AVAR artık işleri iyice takip edebilmek amacıyla okulda kalmaya başlar. Kadınlığına rağmen çekinmez. Gece gündüz demeden amele ile beraber çalışmayı kendine görev kabul eder. Onun bu gayretine Vali ve eşi de destek verir. Her gün öğleye doğru eşiyle birlikte Sıdıka AVAR’ı ziyarete gelirler.
Sıdıka AVAR, diğer yandan da fırsat buldukça kapı kapı dolanarak yeni açılacak okula öğrenci kaydetmeye çalışır. Okuldaki öğretmenlerle birlikte okulun perdelerini ve masa örtülerini dikerler.
Vali İzzettin ÇAĞPAR’ın bile ummadığı kısa bir zamanda okulun inşaatı tamamlanır. AVAR’ın Tokat’a gelişinde on dokuz gün sonra mütevazı bir törenle mülki ve mahalli yöneticilerin, halkın yoğun katılımıyla okulun açılışı yapılır.

Bu kısa sürede gerçekleştirilen başarı devletçe de kayıtsız kalmaz. Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ ve Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL’den Tokatlıların ve onların şevkini yükselten telgraflar gelir.

Yazımızın bu bölümünde de sporla da ilgilenen Vali İzzetin Çağpar’ın , Değerli Ağabeyim Hami Karslı’nın babası Abdulkadir Karslı’dan dinlediği belgesi mevcut bir anısını aktarıyorum:
Niksar’dan 30 Kasım 1944 tarihinde Tokat Gençlik Kulübü Başkanlığına gönderdiği bir yazı:
“İki komşu memleket gençliğini birbirleriyle görüştürüp, tanıştırmak aynı zamanda bir futbol teması yapmak üzere 2 Aralık 1944 cumartesi günü Tokat’a gelmek arzusundayız. Bu konudaki müspet (olumlu) cevabınıza acele intizar eder (bekler) selam ve saygılar sunarız”
Yazının altında “Gidiş-geliş vesait masrafı kulübümüze; diğer hususatın temini kulübünüze aittir” şeklinde bir de not düşülmüş.

Amaca dikkat eder misiniz, “iki komşu memleket gençliğini birbirleriyle görüştürüp, tanıştırmak!”
Valiler, aynı zamanda Beden Terbiyesi Bölge Başkanlığı görevi de yapmaktadırlar.
Bütün ülkede yapılan sportif faaliyetler her pazar günü saat 21’de Ankara Radyosu’nda yayınlanmaktadır. Niksar İdman Yurdu’nun yaptığı çalışmalar da, telgrafla radyonun “spor neşriyat” servisine bildirilmiş ve radyodan tüm yurda duyurulmuştur.
Vali İzzettin Çağpar’ın Niksar Gençlik Kulübü Başkanlığı’na gönderdiği 23.6.1945 tarihli yazıyla “1 Temmuz 1945 Pazar günü öğleden sonra Tokat sahasında yapılacak Atletizm Gül Kupası Müsabakalarına ait program” gönderilerek “bu hareketlerin intizamla cereyanına önem verilmesi” istenmektedir.

Ve Vali İzzetin Çağpar’ın yine musikiye olan düşkünlüğü:
Babası gibi şair ruhlu olan Valinin bir şiiri Bestekâr Cevdet Çağla tarafından Kürdilihicazkâr makamında bestelenmiştir

“Yeşil sular çalkalandı
Köpükleri halkalandı
Deli gönül dalgalandı
Denizlerin engininde

Bahçemizin kelebeği
Hiç beğenmez bir çiçeği
Deli gönül bir bebeği
Sevdi aşkın beşiğinde

Deli gönül, çapkın gönül
Bir gazele baygın gönül
Dünyalara dargın gönül
Can verecek yâr elinde” 

Yazımızın bu bölümünde de Devlet Eski Bakanımız Sayın Metin GÜRDERE’nin basıma hazır “Zamana, Olaylara ve İnsanlara Şahitlik Edenlerin Anlattıklarıyla 20.Yüzyılda Tokat” eserinden önemli bilgileri izniyle aktarıyorum:

Bugüne dek görev yapmış valilerimiz arasında Vali Recai Güreli’den sonra Tokat şehrinin ekonomik ve sosyal gelişmesi için en çok çalışan ve katkı yapan Vali İzzettin Çağpar’dır. Görev yaptığı yılların II. Dünya Savaşının kıtlık ve yokluk yılları olduğu göz önüne alınınca yaptıkları daha da anlam kazanmaktadır.
O’nun zamanda Tokat’ta yapılanlar aradan 70 yıl geçtikten sonra bile şöyle veya böyle insanlarının hayatının bir parçası. Hayatı etkilemeye ve şekillendirmeye devam ediyor.
*1939 Depreminin yıkımının onarılması
*Erbaa ilçesinin yerinin değiştirilerek yeni bir Erbaa kurulması
*Taşova ilçesinin kuruluşu (Sonradan Tokat’tan ayrılarak Amasya’ya bağlanacaktır)
*Artova İlçe Merkezinin Çamlıbel’den şimdiki yerini taşıması.
*Kazova Sağ Sahil Sulama Kanalının işletmeye açılması
*Kazova İnekhanesi’nin ve Tokat Fidanlığı’nın Kurulması
*Tokat GOP Bulvarı ilk çalışmasının başlaması (Taşköprü-Taşhan arası)
*GOP Stadyumu’nun şimdiki yerine kurulması
*Kız San’at Okulu (Kız Meslek Lisesi) nin ve Erkek San’at Okulu (Endüstri Meslek Lisesi) nun açılması.
*Namık Kemal İlkokulu’nun yapılması
*Bugünkü Adliye Binası’nın arkasındaki 2010 yılına kadar 70 yıl cezaevi olacak binanın tamamlanması.

Vali kadar eşi de aktiftir. Çocuk Esirgeme Kurumu Başkanı ve Halkevi yönetim kurulu üyesidir.
Göreve geldiği ilk yıl, gelecekte yapacağı çalışmaları TOKAT VİLAYETİ BEŞ YILLIK (1941-45)
İŞ PROGRAMI ile gelecek beş yılı plânlayan bir iş programı hazırlatmıştır. Bir örneği Cinlioğlu Kütüphanesi’nde olan bu programın ön sözünde Vali, İdare (yönetim) arkadaşlarına: “Program çalışmalarında noksanın olsa da zararı yoktur. Kat’iyen (kesinlikle) programsız çalışma” demektedir.

Beş yıllık iş programında yıllara göre hangi köylerde okul, köy odası, köy okuma odası, çamaşır evi, köy meydan sahası, çeşme, içme suyu ıslahı, umûmî helâ (genel tuvalet), kiremit ocağı açılması, damızlık hayvan alımı ve aşım durağı, ağaç dikimi, numune bağ tesisi, büyük köylerde dükkân gibi kalkınma ve gelişme adına akla gelen her konuda neler yapılacağı ayrı ayrı programlanmaktadır. Program, yapılacak işleri tespit ederken eksikleri ve ihtiyaçları da göstererek bir anlamda dönemin fotoğrafını çekmekte ve bu fotoğraf ülkesini kalkındırmak ve geliştirmek için çırpınan bir dönemin yöneticilerinin hayallerinin, heyecanlarının olduğu kadar, nerelerden nerelere geldiğimizin de belgesi.

Nâhiye ve köylerde kadın ve erkek kıyafetleri yeknesaklaştırılacaktır (tek tip olacaktır).
Merkez kazaya bağlı köyler ahalisinin kıyafetleri de medeni bir şekle sokulacaktır.
Köy evleri altında bulunan ahırlar evlerin haricine çıkarılacaktır. Otuz köyde evler beyaz badana yaptıracaktır. Köy evleri haricinde birer gübrelik yaptırılacak, gübreler buraya taşıttırılacaktır.
Mezarlıklar köy haricine çıkarılacak etraf duvarla çevrilecek, ağaç dikilecektir
GOP BULVARININ AÇILIŞI
Vali programda göreve başladığı 1940 yılında yapılan çalışmalardan ve 1941 yılı yol inşaatı programından da bahsetmektedir.
Yeniden yapılan Halkevi ve Çocuk Esirgeme binaları tamamlandı.
Gümenek köprüsü inşaatı tamamlandı.
GOP Bulvarı kazı ve dolgu çalışmaları devam ediyor.1941 yılında parke taş kaplama çalışmaları devam edecek, yolun kenarına bir ilkokul yapılacaktır.
Yol açılmadan önce şehrin sınırları Sümbül Baba Tekkesinde bitiyordu. GOP Bulvarı açılınca Vali yolun kenarına önce Vali Konağını taşıdı.
Stadyumun bulunduğu yere ilk futbol alanını oluşturuldu ve kapalı tribün yapıldı.
Bugün Pancar Bölge Şefliğinin olduğu yer çocuk bahçesi olarak düzenlendi.
Şimdiki Namık Kemal İlköğretim Okulu’nun yerine tek katlı bir ilkokul yapılarak dönemin Cumhurbaşkanını olan İsmet Paşa adı verildi. 1950 deki iktidar değişikliğinden sonra ismi Namık Kemal olarak değiştirildi.
Tokat Belediye Meclisi yaptığı çalışmalardan dolayı Vali İzzettin Çağpar’ı fahri hemşeri yaptı. Açılması ve yeni yapılar yapılarak gelişmesi için büyük çabalar sarf ettiği bugünkü GOP Bulvarının ortasından geçtiği semte de Çağpar Mahallesi adını verdi. Vali Tokat’tan ayrılınca vefasızlık kültürümüz gereği mahallenin adı değiştirildi. İş bununla da bitmedi.
İzzettin Çağpar 1939 depreminde büyük hasar gören o zamanki adı “Çiprek” olan Kazova’daki bir köyü plânlı bir şekilde yeniden kurmuş. Adını da değiştirerek oğlunun adı olan “Sorgun” adını vermişti.
1960 lı yıllarda köylere yeni isim verme çalışmaları yapılırken;
“Bu Sorgun’da nereden çıktı? Bu da gâvur ismi olmalı” diye düşünülmüş olacak ki köyün adı üçüncü kere değiştirilerek “Yeşilyurt” yapıldı. Vali Kalaycık Köyünü de yeniden kurdurdu. Kalaycık’ın eski adı Kale Köy imiş, sonra Kalaycık olmuş.
Onun çok önemli çalışmalarından biri de o yıllarda artan sıtma hastalığı ile ilgili Ankara’ya durumu ve bu konuda alınmasını uygun gördüğü önlemleri anlatan bir yazı göndermesidir.
Hükümet, sıtma hastalığının önüne geçmek için daha çok sivrisineklerin ürediği yerleri ilâçlayarak çalışmaya başladı. Bu çalışmalar çok uzun yıllar sürmüş, 1950 li yılların sonunda başarıya ulaşmıştır. İlk olarak 1942 yılında Samsun Sıtma Savaş Bölgesi’ne bağlı Tokat Şubesi olarak 32 köyde mücadeleye başlandı. 1945 yılında Tali (2. Derece) Bölge olarak teşkilât kuruldu.
Sivrisinek ve onun yaydığı ölümcül sıtma hastalığı sebebiyle Kaz Gölü’nün kurutulması Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak il yöneticileri için bir hedef olmuştu.
O günkü yönetimde sulak alanlar ve buralardaki yaban hayatı konusunda bugünkü çevreci anlayış ve endişeler yoktu. Yöneticilerin derdi sivrisinek yuvası, baş belâsı Kazgölü’nden bir an önce kurtulmak, ortaya çıkacak tarım alanında bir şeyler yapmaktı.
Kaz Gölü’nün kurutulması vilâyet için esastır. Şeker Fabrikasının burada bir pancar tohumu yetiştirme müessesesi (kuruluşu) kurması bu yer için vaki olan diğer teşkilattan (aynı yeri isteyen diğer kuruluştan) tercihe sayandır (önceliklidir). Çünkü ancak bu şekilde açılacak kanallarla gölün kurutulması ve yakinen takip olunması mümkün olunacaktır.

9 AHMET İZZETTİN ÇAĞPAR

TOKAT VİLAYETİ BEŞ YILLIK (1941-1945) İŞ PROGRAMI ÇERÇEVESİNDE BİR YILDA YAPILAN İŞLER

Tek tip üzerine modern kasap dükkânları yapılmış, gazhane inşası tamamlanmış, spor alanının beton tribünü inşa edilmiş, yıllardan beri tamamlanması beklenen cezaevinin bütün noksanları giderilmiş ve mahkûmlar yeni binaya taşınmışlardır. Mezbaha için yeni et kamyonu tahsis edilmiş, senelerden beri bulunamayışı nazarı dikkati celbeden belediye cankurtaran otomobili temin olunmuştur.

Genel olarak ilçe, bucak ve köylerin ihtiyaçları merkez ilçesinden fazla olduğu için çalışma programının bu yerlere ait olanları titizlikle başarılmıştır. Bununla beraber şehrin bozuk olan yolları ya onarılmış yahut tamamen yeniden yapılmıştır. Bu suretle şehir içi yolları ve kaldırımları programa göre düzeltilmiştir. Merkez ilçesiyle diğer ilçeler arasındaki yolların çamurdan ve kardan kapanmasını önlemek için yol yapılması hususunda hiçbir duraklamaya müsaade edilmemiş Tokat-Sivas yolunun mühim bir kısmının parke onarımı, Tokat-Turhal yolunun şehir içine rastlayan parke döşenmesi, Tokat-Niksar yolunun esaslı bir kısmının onarılması temin edilmiştir. Bucak merkezlerine giden yollar onarılmıştır. Köylünün yardımı ve yüksek fedakârlığı ile de bazı kurutma, suyollarının temizletilmesi gibi mükellefiyete bağlı işler hiçbir şikâyete ve memnuniyetsizlikle karşılanmadan başarılmıştır.

Şimdi yapılan diğer işlerin bir kısmını sıra ile kaydedelim:
1-Muhat (Çevreli) Çerçi, Leveke (Gölgeli), Tomara (Gümeleönü), Almus, Daduhta (Çambudak), köy okullarının inşası tamamlanmıştır.
2-Bir çok kuyulara beton bilezikler yaptırılmıştır, yunaklar islâh edilmiş, kaçaközü suyunun tahlili yaptırılmış ve içilebileceği anlaşılmıştır.
3-Gökdere Bucağı Bizeri (Akbelen) pansiyonlu okulunun binası ve öğretmenevi bitirilmiş, Ohtap (Yağmurlu) köyünün öğretmenevi yapılmıştır.
4-Erbaa Cezaevi inşaatı bitirilmiş, ortaokul inşasına başlanmış, Kozlu okulunun öğretmenevi işliği yapılmış, Hayati (Doğanyurt) okulu öğretmenevi tamamlanmıştır.
5-Niksar’da yol inşaatı ve onarımına hızla devam edilmiş ve köylerin irtibatları temin edilmiştir.
6-Ayvaz mesiresine yazlık gazino ve lokanta binası yaptırılmıştır.
7-Avara (Serenli) ve Kiracı köylerine yeni tip okul binaları yaptırılmıştır.
8-Reşadiye’de yeni belediye binası inşa olunmuş ve Reşadiye kaplıcası onarılmıştır.
9-Taşova’da birçok yollar onarılmış, Tekelüze köyünün okul binası tamamlanmış, Karlık okulu çatıya alınmıştır. Sepetli köyü öğretmenevi ve Borabay köyünde iki öğretmenevi, Kaleköy okulunun işliği ve öğretmenevi ile Belevi köyünün öğretmenevi bitirilmiştir. Ayrıca Kirampa (Zile Dağiçi) köyü ile Tansa (?) köyü okullarının öğretmenevleri ve Hacıbey köy okulu inşaatı da tamamlanmıştır. Diğer köylerde de program mucibince okul ve öğretmenevleri yapılmakta bulunmuştur.
10-Her köyde birer ecza dolabı yaptırılmıştır.
12-Turhal da yol inşaatı programa göre yaptırılmış, birçok yollarda esaslı onarıma tabi tutulmuştur.
13-Küçükendiz (Küçükbağlar) ve Kazgölü ayağında iki köprü onarılmıştır.
14-Pazar bucak merkezinde iki öğretmenevi, iki işlik yapılmış ve arazi alınmıştır.
15-Zile de Şehitler abidesi, abide sahasının duvarları ve sahanın toprak tesviyesi işi tamamlanmıştır.
16-Yıldıztepe Kasabası köyü okulu inşası bitirilmiş, Çeltek, Maşat (Yalınyazı Kasabası) köyleri öğretmenevleri yapılmış, Kervansaray köyündeki pavyon üç öğretmenevine tadil olunmuştur.

Hasan AKAR

 

10-Cavit KINAY

(1945-1948)

 

Esnaftan Mehmed Arif Efendi ile Saadet Hanım’ın oğludur. 1902 (1318 R.)’de Hasköy (BULGARİSTAN) Kasabası’nda doğdu. Bursa İdadisi’nde lise öğrenimini tamamladı. Ekim 1922’de Mülkiye’den “iyi” derecede mezun oldu. 1 Kasım 1922’de Bursa Vilayeti Evrak Kalemi Mukayyidliği’ne tayin edilerek Devlet hizmetine girdi. 10 Ocak 1923’de aynı Vilayet Evrak Müdürlüğüne; 1 Ağustos 1923’de Gökçedağ (Bursa) Nahiyesi Müdürlüğüne getirildi. Gökçedağ Nahiye Müdürü iken kaymakamlığa terfi ettirildi. 5 Ocak 1924’de Boyabat, 3 Kasım1924’de Saray, 15Haziran 1925’de Şile, 5 Nisan 1926’da Arpaçay, 8 Ocak 1929’da Ezine, 27 Temmuz 1933’de Akhisar Kazaları Kaymakamlıklarına; 2 Mart 1936’da 3. Sınıf Mülkiye Müfettişliğine, 27 Mayıs 1939’da Dahiliye Vekaleti Zat İşleri Umum Müdür Muavinliğine, 20 Aralık 1940’da Malatya Vali Muavinliğine ve Belediye Reis Vekilliğine, 18 Nisan 1941’de Eskişehir Vali Muavinliğine getirildi. Bu görevde iken bir süre Eskişehir Vali Vekilliği’nde bulunduktan sonra Valiliğe yükseltildi. 10 Kasım 1941’de Çoruh (Artvin), 7 Temmuz 1944’de Mardin, 23 Ekim 1945’de Tokat, 31 Ocak 1948’de Kırşehir, 6 Temmuz 1949’da Merkez, 30 Mart 1950’de Muğla , 19 Ağustos 1950’de Gazi Antep , 4 Temmuz 1951’de Tunceli Valiliklerine, 8 Ocak 1952’de İller Bankası Yönetim Kurulu Üyeliğine atandı. Bu görevinden 7 Şubat 1955’de emekliye ayrıldı. 1924’de 1943’de, 1960’da olmak üzere üç defa evlendi. İlk eşi 1943’den evvel ikinci eşi 1960’dan evvel, üçüncü eşi olan Semiha Hanım da 21 Nisan 1968 Pazar günü Ankara’da vefat etti. İlk eşinden bir erkek, bir kız evladı oldu. İyi derecede Fransızca bilmekteydi.

CAVİT KINAY isim yazılı

Tokat’ın deprem sonrası en zor günlerinde büyük bir liyakatle valilik yapan İzzettin Çağpar’ın Konya’ya tayini üzerine Bakanlar Kurulunun 23.10.1945 tarihli kararıyla Cavit Kınay Mardin valiliğinden naklen Tokat valiliğine tayin edilmiştir. Çağpar’ın bıraktığı iyi intiba hala tazeliğini muhafaza ederken Cavit Kınay’ın gelişi Tokatlılarda haklı bir alakaya sebep olmuştur. Az zaman içinde yeni valinin mütevazi alayişten ve reklamdan hoşlanmayan karakteri kendini göstermiş, gösteriş adamı değil iş valisi olduğunu ispat etmiştir. İlk ayların halk üzerinde bıraktığı müspet tesirler az zamanda gelişmiş ve Cavit Kınay’ın şahsında Tokatlılar, metodik çalışmanın ve sessiz iş görmenin üstün kıymette bir mümessilini sevmek ve beğenmek fırsatını elde etmiştir. Böylelikle Çağpar gibi faal bir valinin bıraktığı boşluk, Cavit Kınay gibi il ihtiyaçlarını az zamanda mükemmel bir şekilde kavrayan, ileri görüşlü çalışkan ve programlı iş gören bir vali ile doldurulmuştur. Cavit Kınay’ın il işlerindeki titizliği ve temizliği her vatandaşı sabırla ve anlayışla dinleyip, aydınlatmaktaki meziyeti, onun Tokat gençliği ile spor ve eğitim sahasında teşvik edici ilgisi uzun yıllar sonra dahi unutulmayacak kadar derin çizgilerle herkesin dimağına nakşedilmiş bulunmaktadır. Tokat, yaralarını henüz sarmaya başladığı deprem felaketinden sonra bu dönemde de büyük sellere maruz kalmış, büyük ölçüde de can ve mal kaybına uğramıştır. Şehrin elektrik ve su tesisatları büyük ölçüde hasar görmüş uzun bir müddet şehir elektriksiz kalmıştır. 5 Ekim 1946 tarihinde incelemelerde bulunmak üzere Tokat’a gelen Bayındırlık Bakanı Cevdet Kerim İncedayı (1893-1951) şehrin tren ve baraj ihtiyaçları üzerinde durmuş, bilhassa Yeşilırmak’ın sol sahilinin sulanması işinin bakanlık programına alındığını müjdelemiştir.

Cavit Kınay, 1946 yılı içinde bir çalışma programı tespit etmekle başlamıştır. Merkezde idare şubeleri başkanları ile kaymakamların düşüncelerini birer birer not etmiş, faydalı fikir tartışmalarından sonra Merkez ve İlçelerde Bucak ve köylerin acil ihtiyaçlarını tespit eylemiştir. Bilerek ve görüşülerek hazırlanan 235 maddelik iş hemen programdan icraata inkılap etmiş ve Tokatlılar birçok faydalı ihtiyaçlarının karşılandığını görmekle sevinç duymuşlardır. 325 madde olduğuna işaret ettiğimiz çalışma programı program dışı 52 işin daha ilavesiyle 377 maddeye yükselmiş ve bunlar arasında 238’i tamamen, 84’ ü kısmen yapılmış ve türlü sebepler yüzünden 55’inin yapılmasına imkân bulunamamıştır.

BİR YILDA YAPILAN İŞLER:

Tek tip üzerine modern kasap dükkânları yapılmış, gazhane inşası tamamlanmış, spor alanının beton tribünü inşa edilmiş, yıllardan beri tamamlanması beklenen cezaevinin bütün noksanları giderilmiş ve mahkûmlar yeni binaya taşınmışlardır. Mezbaha için yeni et kamyonu tahsis edilmiş, senelerden beri bulunmayışı nazarı dikkatli celbeden belediye cankurtaran otomobili temin olunmuş, teçhizatının tamamlanması için İstanbul’a gönderilmiştir.

Genel olarak ilçe, Bucak ve Köylerin ihtiyaçlarını merkez ilçesinden fazla olduğu için çalışma programının bu yerlere ait olanları büyük bir titizlikle başarılmıştır. Bu suretle şehir içi yolları ya onarılmış yahut tamamen yeniden yapılmıştır. Bu suretle şehir içi yolları ve kaldırımları programa göre düzeltilmiştir. Merkez ilçe ile diğer ilçeler arasındaki yolların çamurdan ve kardan kapanmasını önlemek için yol yapılması hususunda hiç bir duraklamaya müsaade edilmemiş Tokat-Sivas yolunun mühim bir kısmının parke onarımı, Tokat-Turhal yolunun şehir içine rastlayan parke döşenmesi, Tokat-Niksar yolunun esaslı bir kısmının onarılması temin edilmiştir. Ayrıca hemen bütün bucak merkezlerine giden yollar onarılmıştır. Köylünün yardımı ve yüksek fedakârlığı ile de bazı kurutma, suyollarının temizletilmesi gibi mükellefiyete bağlı işler hiç bir şikâyete ve memnuniyetsizliğe karşılanmadan başarılmıştır.

YAPILAN DİĞER İŞLER:

1-Muhat, Leveke, Tomara, Almus, Daduhta köy okullarının inşası tamamlanmıştır.

2-Birçok kuyuya beton bilezikler yaptırılmış, yunaklar ıslah edilmiş, Kaçaközü suyunun tahlili yaptırılmış ve içebileceği anlaşılmıştır.

3-Gökdere bucağı Bizeri pansiyonlu okulunun binası ve öğretmen evi bitirilmiş, Ohtap köyünün öğretmen evi yapılmıştır.

4-Erbaa Cezaevi inşaatı bitirilmiş, ortaokul inşasına başlanmış, Kozlu okulunun öğretmen evi işliği yapılmış, Hayati okulu öğretmen evi tamamlanmıştır.

5-Niksar’da yol inşaatı ve onarılmasına büyük bir hızla devam edilmiş ve köylerin irtibatları temin edilmiştir.

6-Ayvaz mesiresine yazlık gazino ve lokanta binası yaptırılmıştır.

7-Avara ve Kiracı köylerine yeni tip okul binaları yaptırılmıştır.

8-Reşadiye’de yeni Belediye binası inşa olunmuştur.

9- Reşadiye kaplıcaları onarılmıştır.

10-Taşova’da birçok yol onarılmış, Tekelüze köyünün okul binası tamamlanmış, Karlık okulu çatıya alınmıştır. Sepetli köyü öğretmen evi ve Boraboy köyünde iki öğretmen evi, Kalekale köy okulunun işliği ve öğretmen evi ile Belevi köyünün öğretmen evi bitirilmiştir. Ayrıca Kirampa köyü ile Tasna köyü okullarının öğretmen evleri ve Hacıbey köy okulu inşaatı da tamamlanmıştır. Diğer köylerde de program mucibince okul ve öğretmen evleri yapılmakta bulunmuştur.

11-Her köye birer ecza dolabı yaptırılmıştır.

12-Turhal’da yol inşaatı programa göre yaptırılmış, birçok yol da esaslı onarıma tabi tutulmuştur.

13-Küçük Endiz ve Kaz gölü ayağında iki köprü onarılmıştır.

14-Pazar bucak merkezinde iki öğretmen evi, iki işlik yapılmış ve arazi alınmıştır.

15-Zile’de Şehitler abidesi, abide sahasının duvarları ve sahanın toprak tesviyesi işi tamamlanmıştır.

16-Yeni Müslüman köyü okulu inşası bitirilmiş, Çeltek Maşat köyleri öğretmen evleri yapılmış, arazileri alınmış Kervansaray köyündeki pavyon üç öğretmen evine tadil olunmuştur.

PROGRAM DIŞI İŞLERDEN BİR KISMI:

1-Erbaa kaymakamlık evi genişletilmiştir.

2-Erbaa’da büyük bir cami yaptırılmıştır.

3-Erbaa’da 130.000 liraya Ziraat Bankası binası ve dört memur lojmanı yaptırılmıştır.

4-Erbaa hükümet ve Belediye binaları önleri Niksar taşı ile döşenmiş ve çimlendirilmiştir.

5-Erbaa’da Halkevi inşasına başlanmış ve temel kısmı bitirilmiştir.

6-Erbaa’da Tekel binaları inşasına başlanmış ve 200.000 liralık kısmı yapılmıştır. Bu binaların tamamı 700.000 liraya çıkacaktır.

7-Kozlu bucağının Kozbağı, Meydan düzü, Kartosman ve Sokutaş köy okulları inşa olunmuştur.

8-Reşadiye’de Belediye Garajı yaptırılmıştır.

9-Karacaviran’da bir cami, iki beton çeşme ve bir kargir köprü yaptırılmıştır.

10-Başçiftlik’te fenni bir yunak yapılmıştır.

11-Sonusa bölge sağlık inşası bitirilmiştir.

12-Destek köyü sağlık evi inşası tamamlanmıştır.

13-Artova hükümet konağı noksanlarının inşası bitirilmiştir.

14-Niksar hükümet konağı esaslı onarımı tamamlanmıştır.

Hasan AKAR

 

11-Sadri (Sadrettin) AKA

(1948-1949)

          1312 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Muhittin Bey, annesi Binnaz Hanımdır. İl k ve orta öğrenimlerini İstanbul’da tamamlayan Sadrettin Aka, Darülfünun Hukuk Fakültesinden mezun oldu.

Sadri AKA 1948-1949 isim yazalı

1331 yılında askeriyeye müracaat ederek aynı yıl içinde göreve başladı. Bir yıl kadar zabit vekilliği yaptı.1336’da 1.Mülazımlığa terfi ederek on yıl bu görevine devam etti.1926 yılında yüzbaşı oldu.1932 yılında Kıdemli yüzbaşılığa terfi etti. Bu görevinden 1934 yılında ayrılarak Emniyet Umum Müdürlüğü 4.Şube Şefliğinde göreve başladı. Aynı yıl Trakya Umum Müfettişliğine atandı.17.04.1934 tarihinde İskan Müşavir Muavinliği görevine getirilerek 25.06.1935 tarihine dek bu görevini sürdürdü.

Aynı yıl 26.06.1935’de Emniyet Umum Genel Müdürlüğü 6.Şubeye, 04.07 1935 ‘de Ankara Emniyet Müdürlüğüne atanarak bu görevine 06.1.1938 tarihine kadar devam etti.

Ankara Emniyet Müdürlüğü sırasında Yunan Başvekili ve Hariciye Nazırı Ekselans, General Yannis Metaksas Türk-Yunan Dostluk Görüşmeleri için 7 Ekim 1937 tarihinde Ankara’ya gelmiş ve (20 Teşrin-i evvel 1937 tarihli Akşam Gazetesi)Atatürk’le mülakat yapmışlardır. Sadri Aka ‘da burada hazır bulunmuştur.

07.12.1938 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğüne atandı. Bu görevde iken 22.09.1939 tarihinde Burdur Valisi oldu. 1942 yılına kadar bu görevde kaldı. 22.04.1942-18.08.1944 tarihleri arasında Ordu, 23.08.1944-19.11.1946 tarihleri arasında Yozgat, 26.11.1946-16.02.1948 tarihleri arasında Antalya, 23.02.1948-31.07.1949 tarihleri arasında da Tokat Valiliği görevinde bulundu ve bu tarihte emekliye sevkedildi.

İçişleri Bakanlığı’nda bulunan sicil kaydına göre valiliklerdeki görevlerin başlama ve bitiş tarihleri şu şekilde görülmektedir. 22.09.1939-14.04.1942 tarihleri arasında Burdur Valiliği, 26.02 1942-18.08.1944 tarihleri arası Ordu Valiliği, 23.08.1944-21.11.1946 tarihleri arası Yozgat Valiliği, 26.11.1946-31.01.1948 tarihleri arası Antalya Valiliği,23.02 1948-31.07.1949 tarihleri arasında Tokat Valiliğidir.

Emeklilik sonrası İstanbul’a yerleşen AKA,26 Eylül 1968 tarihinde vefat etmiş. Zincirlikuyu Asri Mezarlığına defnedilmiştir.

Vali Sadri AKA’nın görev yaptığı illerde o dönemin siyasi ve sosyal yapısı içinde bazı sıkıntılı olaylarla karşılaştığına, hatta şikayet edildiğine rastlıyoruz. Dönemin mevcut basınına yansıyan bazı haberleri aşağıya alıyoruz. Bunlardan biri Başbakan Celal BAYAR’ın Tokat’a gelişi ve halk tarafından daha sonra basına da yansıyarak yapılan şikayetlerle alakalıdır.

Vali Sadri Aka’nın acele tekzibi.

“Tokat Valisi Sadri Aka Ulus Gazetesi’ne gönderdiği bir açıklamada Celal Bayar’ın Taşova, Niksar İlçeleri ve köylerinde açlık bulunduğu hakkındaki beyanatına temasla son iki ay içinde bu ilçelerde hastalıktan bile ölüm hadisesi kaydedilmediğini, vilayete böyle bir şikâyetin yapılması üzerine derhal mahalline 50 ton buğday götürülerek Kızılay tarafından dağıtıldığını ayrıca tohumluk olarak 200 ton buğday dağıtıldığını bildirmektedir.”

Bir diğer haber tek partili dönemden sonra çok partili dönemdeki siyasi yaklaşımlarıyla ilgili görülmektedir.

1946 seçimlerinde DP’nin Antalya’daki varlığını gören hükümet bunları dağıtmak için Sadri Aka’yı Antalya Valiliğine tayin etmiştir. Vali Sadri Aka, il merkezinde DP’ye yaptığı iade-i ziyarette: Halk Partisinin bir valisi olduğunu, DP’ye yardım eden tüccarların hesaplarını kontrol ettirerek ağır para cezaları uygulatıp baskı kurmuştur.

Vali Sadri AKA’nın buna benzer bir hadiseyi Yozgat Valiliği sırasında da yaşadığını görmekteyiz.

Yozgat Valiliği görevi sırasında DP’nin Ruslar tarafından kurulduğunu, komünist olduğunu iddia etmiş ilgili makamlarca tahkikat açılarak 30 Aralık 1946’da yapılan mahkeme neticesi 3 gün hapis ve 1 Tl para cezası verilmiş ancak cezası tecil edilmiştir. Daha sonrasında ise aynı partinin faşist olduğu şeklinde sözler sarf etmiştir.

Buna benzer bir haber de basında şöyle yer almaktadır:

“19 Temmuz 1949 tarihli Cumhuriyet Gazetesi

Antalya Valiliği sırasında Demokrat Partinin manevi şahsiyetine hakaret ettiği iddiası ile mahkemeye verilen Sadri Aka’nın o zamanlar Burdur’da yapılan duruşma neticesinde suçu sabit görülerek gerekli iznin alınması hususunu Danıştay’a bildirmiştir. Danıştay verilen kararı onaylamış, Tokat Valiliği’nden tekaüde sevk edilen Sadri Aka’nın savunmasına yakında başlanılacaktır.” Denilmektedir.

Ulusal Basında yer alan daha farklı başlıklı bir haber ise şehrimizde siyasi davranarak bazı şahsiyetleri haksız yere koruyup kolladığı şeklindedir:

“Giderayak CHP’ye Kıyak

Emekliye Ayrılan Sadri AKA Keyfi Tayinler Yaptı

15.09.1949 Zafer Gazetesi

1946 Milletvekilleri seçimlerin müteakip Artova Kazası Çamlıbel Bucağında bir köy öğretmeninin kolunu kırmaktan sanık Özel İdare Tahsildarı Mersin aleyhine açtığı davanın Ağır Ceza Mahkemesinde cereyan eden amme davası neticesi 8 ay hapse 1000lira tazminata mahkûm olmuş, Temyiz Mahkemesinin tasdiki ile cezası kesinleşmişti. Cumhuriyet Savcılığının cezayı infaz etmesi beklenirken ceza alan bu şahsın ziraat edeceği bahanesiyle dilekçe vermesi üzerine Tokat Valisi Sadri Aka’nın siyasilerin yönlendirmesi neticesi bu şahsı koruduğu, izin verildiği ve serbest bırakıldığı yerine de kahveci çırağı oğlunun verildiği ortaya çıkmış, Tokat halkı bu tutumdan rahatsız olmuştu.

Artova Kaymakamının itirazına karşı Vali Sadri Aka‘nın : “Partimizin kahramanı olan bir elemanın mağduriyetine meydan verilmeyecektir. Bu milletvekillerinin ve partinin isteğidir.” Şeklindeki savunması hoş karşılanmamıştır. Bu arada halkın ısrarla takip ettiği bu usulsüz olay suçu olmayan kaymakamın üstüne kalmış maalesef çözümlenmeden vali de emekli olmuştur.”

Tokat’ta bulunduğu süre içinde büyük hasara yol açan sel felaketi meydana gelmiş, konu ile ilgili devlet yetkililerini süratle bilgilendirerek halkın maddi ve manevi mağduriyetinin giderilmesine gayret etmiştir. Günün gazetelerinde çıkan haberlere göre:

Turhal bölgesinde zararın bir milyon liradan fazla olduğu tahmin ediliyor. Vali Sadri Aka: Saylap bölgesinde gerekli tedbirler alınmasına nezaret etmektedir. Su taşkını Turhal çiftliklerini perişan bir hale getirmiştir.

Tarım Bakanlığınca müstahsile derhal tohumluk olarak 150 ton mısır ve 100 ton arpa istenmiştir. Yeşilırmak’ın taşması neticesi 5500 dönüm buğday, 7500 dönüm arpa 600 ton pancar, 500 dönüm kenevir ekili arazi sular altında kalmıştır.

İkinci Dünya Savaşının bütün dünyada meydana getirdiği sıkıntıların yapılacak barış antlaşmalarıyla ilgili olumlu bir konuşması da yine basında yer alan kayda değer haberler arasında bulunmaktadır:

Vali Sadri bir toplantısında bir nutuk söyleyerek ezcümle demiştir ki:

« Beşeriyetin barışa ve hürriyete erişmek yolundaki cihanşümul arzusu halen bir meydan okumanın karşısında bulunmaktadır.. Harbi önlemek ve her türlü şeilile bütün tecavüz ve şiddet hareketlerini bertaraf eden bir andlaşmaya varmak arzusu dünyada yaşamakta olan halk kütlelerinin en derin ve en cihanşümul anlayışlarından birisidir.”

Tokat’ta kısa süreli görev yapan valilerden olan biri olan Sadri AKA’nın da Tokat’ın kaderi olacak ki, bazı valiler gibi buradan emekliye sevkedildiğini görüyoruz.

NOT: Vali Sadri SAKA ile ilgili bilgi akışı konusunda yardımlarını esirgemeyen Tokat Eski Valilerimizden şu an Merkez Valisi olan Sayın Ayhan NASUHBEYOĞLU’na teşekkürlerimi sunarım.

Hasan AKAR

 

12-Abdulkadir SARISÖZEN

(1949-1950)

 

        Abdulkadir Sarısözen 1897 yılında Sivas’ta doğdu. Babası, Sarıhatipzade (Sarısaçlılar) Şeyh Hüseyin Hüsnü Efendi, annesi Zeliha Hanımdır. 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı’nda seferberlik ilan edilmesi üzerine öğrenimini yarıda bırakıp Filistin Cephesi’nde savaşa katıldı. Ancak cephede 1915 yılında başından yaralanıp uzun bir süre bir tedavi gördü. Memleketine dönüşünde İstiklal Savaşı başlamıştı. Mustafa Kemal’’in savaş öncesi Samsun’dan Kuvva-i milliye ruhunu oluşturmak için başlattığı kongreler sürecinde Sivas’ gelişinde 4 Eylül 1919’da başlayan Sivas Kongresi’nde Kongre kâtibi görevini üstlendi. 

 


         O dönemde, Vilayet Matbaası Müdürlüğünü yapan Abdulkadir Sarısözen, Mustafa Kemal’in Sivas’ta Heyet-i Temsiliye olarak çalışmalarını sürdürdüğü sırada 8 Eylül 1919-13 Aralık 1919 tarihleri arasında İrade-i Milliye Gazetesini (bazılarının çekincelerine rağmen) cesaretle 16 sayı çıkarmayı başarmıştır. (Bu gazete 1919-1922 yılları arası üç yıl yayınlanmıştır) Geceleri arkadaşlarıyla beraber kapı kapı dolaşarak kongre tamimlerini dağıtarak Sivas halkının İstiklal Savaşı’nda yer alması yönünde mücadele etti


        Arkadaşı Samih Fethi (M.Turhan Tan ) ile birlikte Mustafa Kemal Ankara’ya gidinceye kadar gazetenin düzenli çıkmasını sağladı. İstiklal Savaşı’nın zaferle neticelenmesinden sonra yarıda bıraktığı öğrenimine devam etti. Sivas Lisesi’ni bitirip Ankara Hukuk Fakültesi’ne girdi ve 1931 yılında diploma aldı.


     Nazik, hoş sohbet ve elinden gelen her türlü yardımı yapmaktan çekinmeyen Abdulkadir Sarısözen hayran olduğu Mustafa Kemal’in 1924 ve 1928 yıllarında Sivas’a gelişinde yanında oldu. İlk memuriyete yöneticilikle başladı. 1928 yılında Saadet Hanım’la evlendi.


          Havza, Bafra, Karadeniz Ereğli ve Tunceli Ovacık Kaymakamlıklarında bulundu.1937 yılında vuku bulan Dersim İsyanı sırasında Ovacık Kaymakamı idi, olaylara müdahale etmede ve bölgeye hakim olmada etkili oldu. Mülkiye Müfettişliği (1942) ve Tokat Valiliği yaptı (1949-1950) . 1955 yılında emekliye ayrıldı. Ancak yapısı itibarıyla daima çalışmaya ve bir şeyler yapmaya alışkın olduğu için , boş durmayarak Sivas’ta avukatlık yapmaya koyuldu.


      1955-1957 yılları arasında Sivas Baro Başkanlığında bulundu. Bir taraftan da Ülke Gazetesine makaleler yazdı. Folklor incelemeleri ve musiki konularında gazete ve dergilerde çok sayıda makalesi yayınlanmıştır. Gazete yazılarında özellikle esprili uyarıları dikkati çekmiştir.


       1958’de Ankara’ya yerleşti. Sami Ocakcıoğlu ve daha birkaç arkadaşıyla birlikte Sivil Emekliler Derneği’ni kurdu. Emeklilerin Sesi adında birde dergi yayınladı. 1973 yılında vefat etti.


       Saadet Hanımla evliliğinden kızları Ülker, Turgay ve Bilge Sarısözen doğmuştur. Turgay hayatta olup diğerleri vefat etmiştir. Eşi Saadet Hanım da 1976 yılında aramızdan ayrılmıştır.


          Onun asıl gayret sarf ettiği alanlardan biri de aileden gelen müzik bilgi ve birikimidir. Bu konuda kızı Turgay (Çapan) Sarısözen ailesinin müziğe düşkünlüğünü anlatırken diyor ki ; ‘’ Babam keman , kanun , bağlama çalardı . Mesleği icabı gezdiği yörelerde dinlediği türküleri kardeşi Muzaffer Sarısözen’e aktarır, bazılarını da kendisi söylerdi. Böylece Türk Halk müziğine kardeşi Muzaffer Sarısözenle birlikte büyük hizmetleri geçmiştir.


      ‘’Sivas’ın 1920 ile 1930’lu yıllarında Ulu Cami’nin yanındaki evlerinin önünden geçenler 5 erkek kardeş olan Sarısözen’lerin çaldıkları tambur , keman , org ve bağlama seslerini dinlerlerdi . 5 kardeşin hepsi müzikle uğraşır ve çeşitli musiki aletlerini – org dahil-çalarlardı. ‘’


       Onun Tokat’a vali olarak atanması şehrin büyük bir sel felaketi geçirdiği zamana rastlar. Valilik makamı vekaleten yönetilmektedir. 19 Haziran 1949 Tokat’ta sel felaketi meydana gelmiş, bunun üzerine şehre gelen CHP Sivas Bölge Müfettişi Trabzon Milletvekili Hamdi Orhan 20.06.1949’da CHP Genel Sekreterliğine çektiği telgrafta:


   “Vilayet Makamına vekalet eden vekille, jandarma komutanının iş başında bulunmadığını Tokat’taki bu değişikliğin mütalaa etmesinin mümkün olmadığını, vali vekilliğine tayin edilen Mülkiye Müfettişi Abdulkadir SARISÖZEN’in iş başına gelip ,işleri düzenlemeye başladığını belirtmektedir.” Bu telgraftan anlaşılan Abdulkadir Sarısözen 19 Haziran 1949’da Tokat Valiliği görevine başlamıştır.


         Halen Bolu İzzet BAYSAL Abant Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar Eğitim Fakültesi’nde Öğretim Üyesi ve Rektör Danışmanı olan Abdulkadir Sarısözen’in yeğeni Kemal Sarısözen Ağabeyimiz sağ olsunlar, amcası ile ilgili fotoğraf ve bilgiler aktardı. Biz de bu gönderideki hatıralardan ikisini paylaşalım:


        Tokat’ta görev yapan Vali Abdulkadir Sarısözen bir gün makam şoförü rahmetli Hakkı Uçkunoğlu’na:
-“Hakkı Bey,Reşadiye ilçemize gideceğiz,Ancak,biraz hızlı olalım,çünkü valilikte yapılacak bir toplantıya katılacağım” der.
Hakkı Bey de:
-“Olur efendim.” Diyerek yola çıkarlar. Bir müddet sonra Reşadiye yolu üzerinde sağ taraftan bir zurna sesi gelir. Bu ses o alana yaklaştıkça kuvvetlenir. Vali Bey bir müddet sonra:
-“Hakkı Bey, hemen burada dur,aracı uygun bir yere park et.Forsu da yani bayrağı da kılıfına geçir.Beni burada bekle” .der.
Vali Bey gider ve bir zaman gelmez. Hakkı Bey haklı olarak meraklanır o da yavaş yavaş zurna sesinin geldiği yöne doğru gider.
Biraz ileride büyük bir harman yeri vardır. Bakar ki bir grup insan halay çekmektedir. Şoför Hakkı Bey orada bulunanlardan birisine sorar:
-“Buraya uzun boylu, ince uzun yapılı birisi geldi mi?” Der. O kişi cevaben:
-“Biraz önce şu halayın başını çeken kişi düğün sahiplerinden müsaade istedi ve halayın başına geçti.” der. Evet halay başı elinde mendil halay çeken bu kişi Vali Abdulkadir Sarısözen’dir. Sonrası düğün yeri bir hayli hareketlenir.
– Halay başı olan bu kişi Tokat Valisidir haberi yayılır. Haliyle de bu arada herkesi bir resmiyet endişesi alır.
Bu arada Makam Şoförü Hakkı Bey’in yanına gelen Vali Abdulkadir Sarısözen şöyle seslenir:
-“Hakkı Bey, ben burada kimseye vali olduğumu söylemedim. Düğünde köylü vatandaşlarımızla ne güzel eğleniyorduk. Şimdi neşemiz kaçtı.”
Hakkı Uçkunoğlu da:
-“Sayın Valim, işimiz acele demiştiniz. Ben de merak ettim ve sizi aramaya koyuldum.” Diyerek kendini savunmaya çalışır. Sonrası düğüne katılanlar büyük bir memnuniyet içinde Valiyi Reşadiye’ye uğurlarlar.


Yıllar sonra bu hatırayı Kemal Sarısözen’e anlatan Hakkı Bey:
-“Kemal Bey, Vali Bey’in içinde bu köy türküleri sevdası olmasaydı bunu yapar mıydı hiç?” Demiştir.


Diğer bir hatırayı Kemal Sarısözen Hocamızın ağzından aktaralım:
“Rahmetli Amcam Abdulkadir Sarısözen Gazi Osman Paşa İlkokulu Müdürü Mazhar Uğur ve Arıcı Hoca diye bu konuda çok ismi geçen kişiler bizim evde akşam yemeği yediler. Babam, annem ve gece bize gelen işlerimize yardımcı olan Verep Köyünden Arife Abla ile hazırlık içerisinde iken Vali Bey bağlamasını çıkarıp çalmaya başladı. Bu kabak türküsünü Mazhar Bey rica etmişti. Nitekim bu türkü çalınırken sayın hocamız Mazhar Uğur da ortama ayak uydurup oynadı.” Bu neş’e içinde iken tekrar istekler soruldu. Arife Abla:
-“Sayın Vali Beyim:”
“Baldırcanı dağladım
Dağladım da tuzladım
Serbest serbest gezerken
İftiraya uğradım.”

“Türküsünü çalar mısınız?” dedi.
“Amcam onu da kırmadı ve bu türküyü de çaldı.” Hemen arkasından Arife Abla’ya dönerek:
-“Arife Hanım, bize işkembe çorbası yaptığını biliyorum. Çünkü sen bunu hem güzel temizler, hem de güzel yaparsın.” dedi.
Bir müddet sonra sofraya işkembe çorbaları da geldi. Amcam bu sırada bizde kalan Esma Abla da Vali Bey’e dönerek:
-“Efendim, ben de bir türkü istiyorum.” Dedi ama çok mahcup oldu. Vali Bey sordu:
-Esma Hanım size hangi türküyü söyleyeyim? O da:
“Arabamın atları
Deh deh deh amanda.”

“Türküsü olsun.” Dedi.
“Amcam onu da kırmadı. Bu hoş müzik ve yemek ziyafeti sürerken tam bu sırada küçük kardeşim Tamer Sarısözen odaya girdi. Amcam Tamer’e dönerek:”
-“Tamer Paşa, gel sen de bir güzel türkü çalıyordun, onu oyna” dedi. Tamer aniden:
-“Oynamıyorum.” Diyerek hırçın bir inatlaşma içine girdi. Annem haliyle biraz üzülüp sordu?
-“Tamer neden böyle davranıyorsun?” Tamer cevaben:
-“Amca, ben anamdan doğdum doğalı vali arabasına hiç binemedim. “ Dedi.
Bu cümle Vali Bey’i ve annemi öyle etkilemişti ki ertesi gün sabahleyin kapı çalındı, açtık. Valilik şoförü Hakkı Uçkunoğlu anneme dönerek :
-“Efendim, burada Tamer Bey isminde biri varmış. Sayın valim onu bekliyorlar.” Dedi. Tamer hemen giyindi, kuşandı. Valilik arabasıyla Gümenek istikametinde biraz turladıktan sonra şoför Tamer’i eve bıraktı.
Böylece Tamer’in gönlü de alınmış oldu. O günden sonra (Anamdan doğdum doğalı sözü) bizlerde bir anı olarak kaldı. (O günkü makam araç mavi Plaeymut marka bir taksidir. )
Rahmetli amcam ilk zamanlar ailesini Tokat’a getirmediği için yeni yapılan vali konağına fazla gitmeyerek çoğu kez bizim evde kalır, babamla beraber sohbet ederlerdi.
Mülkiye mezunu Baş Müfettiş ilk olarak o gelmiştir. Çok partili hayatın ilk yıllarında Tokat Valisi olmuştur. Oldukça kültürlü, esprili, nüktedan hitabeti mükemmel bir insandı.
Halkla dayanışması, kibirden ve gururdan, kasılmadan hiç hoşlanmayan böylelikle de kısa sürede Tokatlı’ nın engin gönlünde taht kuran bir vali olmuştu.”(Vali Abdulkadir Sarısözen’e bu tür çalışmaları ve davranışları nedeniyle halk “Çalgıcı Vali unvanını vermiştir.)


       İstanbul’da yaşayan yeğeni, Araştırmacı-Yazar Uğur Sarısözen de yaptığımız görüşmede amcası Abdulkadir SARISÖZEN’in Tokat’ta kaldığı süre içinde Avukat Ali Baykal’ların bağında şehir eşrafıyla hafta sonları bir araya gelerek memleket konularını konuştuklarını, müzik icra ettiklerini belirtti.
          O’nun bu çalışmalarına bir örnek verelim. Türk Halk Müziğinde bilinen
”Fincanı taştan oyarlar” türküsünün sahibi odur. Muzaffer Sarısözen’de notaya almıştır.(TRT Müzik Dairesi Yayınları TKM Repertuarı No:315 Yöre: Sivas Kaynak kişi: Abdulkadir Sarısözen) Derleyen, notaya alan: Muzaffer Sarısözen)

“Sabah kalktım ergettim
Gök Köyünü yer ettim
Hasan Çavuş utanmaz da
Ben Kıymet’i yâr ettim

 

Alaca da çorap örmedim de
Ayağıma da geymedim
Çok güzeller sevdim amma
Kıymet gibi de görmedim.”


Hasan AKAR